KültürManşetSinemaSöyleşi

Herkes için erişilebilir: Engelsiz Filmler Festivali

Engelsiz Filmler Festivali bu yıl 5. kez gerçekleşiyor.

Bu yıl 5.’si düzenlenen Engelsiz Filmler Festivali, ulusal ve uluslararası birçok filmi herkes için erişilebilir kılmaya devam ediyor. Daha önce sadece Ankara’da belirlenen tarihlerde gerçekleşen Festival, bu yıldan itibaren 3 farklı şehri dolaşmaya başlıyor.

Kendilerini “kültürel belleğe ve birikime uzun vadede değer katacak projeleri hayata geçiren bir kültür operatörü” olarak tanımlayan Puruli Kültür Sanat ekibi, bu yıl Engelsiz Filmler Festivali’ni 5. kez ilgilileriyle buluşturuyor. İlk kez gerçekleştiği 2013 yılından itibaren 112 filmi erişilebilir olarak izleyicilerine ulaştıran Ankara Engelsiz Filmler Festivali, 5. yılından itibaren Engelsiz Filmler Festivali adıyla Türkiye’yi dolaşmaya başlayarak, 5-7 Mayıs tarihlerinde Eskişehir, 12-14 Mayıs tarihlerinde İstanbul, 18-23 Mayıs tarihlerinde ise Ankara’daki sinemaseverlere ulaşmayı hedefliyor. Festival, ayrıntılı alt yazı, sesli betimleme ve gösterimlerin yapılacağı salonların fiziksel uygunluk seçimleriyle; ulusal ve uluslararası birçok farklı nitelik ve biçimdeki filmi görme, işitme duyusu olmayan ve ortapedik yetisiz bireyler için erişilebilir kılıyor.

Festivalin kelime anlamındaki çeşitlilik

Engelsiz Filmler Festivali bu yılki seçkilerinde ilgililerine yine oldukça büyük bir çeşitlilik sunarak karşımıza çıkıyor. “Engelsiz Yarışma, Engel Tanımayan Filmler, Dünyadan, Türkiye Sineması, Sinema Tarihinden, Uzun Lafın Kısası, Çocuklar İçin” seçkileriyle; kurmaca, animasyon, belgesel uzun ve kısa metrajlı 35 filmi herkes için erişilebilir kılacak olan Festival’in “Engelsiz Yarışma” adını verdiği bölümünde ise Mehmet Can Mertoğlu yönetmenliğindeki Albüm, Kıvanç Sezer’in yönettiği Babamın Kanatları, Reha Erdem’in Koca Dünya’sı, Rıza Sönmez yönetmenliğindeki Orhan Pamuk’a Söylemeyin Kars’ta Çektiğim Filmde Kar Romanı Da Var ve Seren Yüce’nin Rüzgarda Salınan Nilüfer filmleri yarışacak. Tüm gösterimler ise İstanbul’da Boğaziçi Üniversitesi Sinema Salonu SineBU, Eskişehir’de Taşbaşı Kültür ve Sanat Merkezi, Ankara’da ise Ulucanlar Cezaevi Sinema Salonu ile Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleşecek. Festival’in ödül töreni 23 Mayıs Salı günü Goethe-Institut Ankara’da düzenlenecek.

‘Birlikte’ izlemek için 35 film

Engelsiz Filmler Festivali bu yıl; kurmaca, animasyon, belgesel uzun ve kısa metrajlı 35 filmi herkes için erişilebilir kılmaya hazırlanırken seçkilerinde sinemaseverlere ulusal ve uluslararası bir çeşitlilik sunmayı hedefliyor. İlk olarak Engel Tanımayan Filmler seçkisine bakacak olduğumuzda 12 film bizi karşılıyor. Bu filmlerin arasında; Anatole’ün Küçük Tenceresi, Çok Uzak Çok Yakın, Doğal Düzensizlik, Duy Beni, Duyu, Kör Vaysha, Körlük Üzerine Notlar, Luka’yı İyileştirmek, Makropolis, O An, Sadece İki Dakika ve Sözcüklerin Ötesinde” adlı kısa, uzun metrajlı ve animasyon filmler yer alıyor. Bu seçkide tüm filmlerin hikayeleri festivalin doğrudan amacına hizmet eden “yetisizlik” konusunda birleşiyor. Festivalin sadece uluslararası filmlerin yer aldığı Dünyadan bölümünde ise bu yıl 3 farklı film yer alıyor. Mat Ross yönetmenliğindeki Kaptan Fantastik, İspanyalı Yönetmen Cesc Gay’ın Truman ve bu yıl 89. Akademi Ödülleri’nde En İyi Yabancı Film Oscar’ını alan İranlı Yönetmen Asghar Farhadi’nin Satıcı adlı filmleri yer alıyor. Engelsiz Filmler Festivali’nin bu yılki Türkiye bölümünde ise Umut Vedat’ın Kara Atlas’ı, Ümit Köreken’in Mavi Bisiklet’i yer alırken Sinema Tarihinden seçkisinde İtalyan Yönetmen Giuseppe Tornatore’in Cennet Sineması ve Yönetmen Zeki Ökten’in Sürü adlı filmleri yer alıyor. Sadece kısa filmlerin yer aldığı Uzun Lafın Kısası seçkisinde ise karşımıza 6 kısa film çıkıyor. Seçkide; Büst, Kemik, Patates Olmasın, Siyah Çember, Tavşan Kanı ve Yeryüzündesin. Bunun Tedavisi Yok adlı kısa filmler gösterimde olacak. Engelsiz Filmler Festivali’nin Çocuklar İçin seçkisinde ise sadece animasyon filmler yer alacak. İlgili bölümde Yönetmen Claude Barras’in Kabakçığın Hayatı, Alain Gagnol, Jean-Loup Felicioli yönetmenliğindeki Hayalet Çocuk, Ben Stassen, Vincent Kesteloot yönetmenliğindeki Robinson Crusoe ve Yönetmen Tomm Moore’nin Deniz’in Şarkısı adlı animasyon filmleri gösterilecek.

Sanat ve hareket; bütün yaş grupları ve ‘farklı’ bedenler için

Festival tümüyle yetisiz bireylerin sanatsal hayata herkes gibi katılım sağlayabilmesi kaygısıyla hareket ediyor. Yine festival kapsamında her yıl film gösterimlerinin dışında çocuklar ve yetişkinler için farklı nitelikte atölye çalışmaları düzenliyor. Bu yıl ise çocuklar, ‘‘Kahraman’’ olarak dahil oldukları “Kahramanların Animasyonu” atölyesinde kendilerini betimledikleri karakterler tasarlayacak ve bunların küçük birer animasyonunu yapacaklar. Çocukların sinema yoluyla kendilerini ifade etmelerini ve sanatsal yaratıcılıklarını ortaya koymalarını teşvik etmek amacıyla düzenlenecek olan atölye; meditasyon yaparken üçüncü gözünden kendi içine kaçan bir kızın hikayesini anlattığı İçine Kaçan Kız adlı animasyon filmiyle tanınan Işık Dikmen yönetiminde gerçekleşecek. Bir diğer etkinlik “Bakış Açısı Atölyesi” ise Engelsiz Filmler Festivali ve British Council işbirliği ile gerçekleşecek. Atölye, beden odaklı ve hareket eden iki farklı disiplin arasında geçirgen bir köprü kurmayı, beden hareketi ve kamera hareketi ilişkisini araştırmayı amaçlıyor. Bu çalışmaya kameranın hareketi, kameranın dans ile uyumu, kameranın nasıl hareket edebileceği başlıklarından ilhamla yola çıkılıyor. Dans, beden ve koreografik öğelerin, kamera aracılığı ile harekete; bireysel ve yeni bir bakış açısı kazandırmasına odaklanılacak atölyeyi ise Sanatçı Tuğçe Tuna yönetiyor.

Ezgi Yalınalp
Ezgi Yalınalp

Kültürel yaşama katılımın herkesin hakkı olduğunun yüksek sesli ifadesiyle karşımıza çıkan Engelsiz Filmler Festivali’nin Program ve Basın Koordinatörü Ezgi Yalınalp Festival ile ilgili merak ettiğim soruları yanıtladı.

Festivalin çıkış noktası nedir? Kim için ve neden?
Festival’i tasarlarken büyük bir kısmı büyük şehirlerde gerçekleştirilen, başarılı, yıllardır sürdürülen film festivalleri olduğunu, bu etkinliklerin yerli ve yabancı yeni filmleri izleyiciye ulaştırdığını biliyorduk. Fakat hem bu hem de diğer festivallerin ulaşamadığı, sadece film festivallerinde de değil, hemen hemen diğer tüm kültürel ve sosyal etkinliklerde ihtiyaçları göz ardı edilen görme ve işitme engellilerin aslında sinemayı takip edebilmelerinin basit birtakım düzenlemelerle mümkün olduğunu da biliyorduk. Sesli betimleme, işaret dili ve ayrıntılı altyazı tekniklerinden bahsediyorum. Bu uygulamalarla görme, işitme ve bedensel engelleri olanları da kapsayan, herkesin bir arada aynı salonda film izleyebildiği, film sonrası söyleşileri takip edebildiği, diğer etkinliklere katıldığı bir organizasyon yapmanın koşullarını araştırmaya başladık ve aslında çok kısa bir süre sonra bunun teknik olarak yapılabilir bir şey olduğunu gördük. Yani, sorunuzun kısa cevabı, “herkesin bir arada katılabildiği, takip edebildiği bir film festivali mümkün mü” sorusundan ortaya çıktı Engelsiz Filmler Festivali.

Hepimiz için, yeni karşılaşmalar için

 İkinci soruya yanıtımız ise; “görme, işitme ya da bedensel engeli bulunanlar için” değil. Gündüz Vassaf çok güzel anlatıyor kimin için ve neden olduğunu. O yüzden kendisinden alıntılayarak, Festival’in web sayfasında da paylaştığımız bir pasajla cevaplamak isteriz bu soruyu: “Beş duyumuzun belirli bir biçimde yan yana getirilmesine dayanan yetenek ve becerilerimizi taklit etmeye özendiriyoruz onları. Onları kendi kalıbımıza sokmaya çalışmamız, onların da bizim gibi olmaya çalışmaları, ezenle ezilen, sömürenle sömürülen şeklindeki totaliter yapıyı bir kat daha pekiştirmiş oluyor ki toplumdaki psikolojik güç de fiziki güç de bu yapıya dayanarak dağıtılıyor. Fiziksel engelli diye adlandırdığımız kişiler, insanı sınıflandırmaya ve kategorilere ayırmaya dayanan böyle bir değer sisteminin içinde hapsoldukları için, kendi eşsiz potansiyellerini, yaratıcılıklarını kullanma, kendilerine özgü zenginlikleri içinde patlama yapıp hepimiz için yeni ufuklar açma, yeni davranış ve düşünce modelleri getirme şansını kaybediyorlar.” Yine kısaca söylemek gerekirse hepimiz için, yeni karşılaşmalar için.

Amacınızı sosyal sorumluluk olarak okumak doğru mu?
Festival’e çoğunlukla böyle bakılıyor. Böyle olması da anlaşılır, sosyal sorumluluk diye adlandırılan etkinliklerle, organizasyonlarla örtüşen özellikleri var Engelsiz Filmler Festivali’nin. Potansiyel izleyicisinin içinde görme, işitme engellilerin de olması, gösterimler ve diğer etkinliklerin bu engel grupları için erişilebilir olması gibi. Fakat bu özelliğinin yanı sıra diğer kültür sanat etkinliklerinden, film festivallerinden içerik ve biçim bakımından ayrılan bir tarafı yok. Özel bir isimlendirme yapmayıp diğer kültür etkinliklerinden ayırmayarak, şu etkinlikler şunlar için, bu etkinlikler bunlar için demeden, ortada bir sorumluluk varsa onu da hep birlikte üstlenmenin daha makul bir bakış olduğunu düşünüyoruz.

Bu yıl neler oluyor? Diğer 2 şehir neye göre belirlendi?
İlk yılın ardından Festival’i diğer şehirlere özellikle İstanbul’a götürmemiz gerektiği çok söylendi bize. O zaman önceliğimiz Festival’in devamlılığının olması, her yıl aksamadan gerçekleştirilen bir etkinlik olarak kendini izleyiciye ispatlamasıydı. Diğer şehirler için beklemeye karar vermiştik. Fakat geçen yıl talepler artınca artık Ankara dışına çıkma zamanının geldiğini gördük. İstanbul nüfusu ve olanakları dolayısıyla daha fazla izleyiciye ulaşma potansiyeline sahip olduğu için Festival’in rotası da İstanbul oldu. Eskişehir’e gidiyor olmamız ise tamamen Büyükşehir Belediyesi’nin Festival’e olan ilgisiyle mümkün oldu. Davet ettiler, biz de memnuniyetle gidiyoruz.

Yetisiz bireylerden nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?
Açıkçası çok olumlu tepkiler alıyoruz; ikinci yıldan itibaren Festival sırasında yaptığımız anketlerde, yüz yüze görüşmelerimizde bize Festival’in bir boşluğu doldurduğu söyleniyor sürekli. Film programı ve etkinliklere dair övgüler duyuyoruz. Bunları duymak çok güzel elbette ama Festival’deki bir aksaklığı veya daha farklı yapılması gereken bir şeyi işaret eden eleştirileri duyduğumuzda daha çok seviniyoruz açıkçası. Festival sonrası anketlere bakarken bu tür eleştiriler arıyoruz önce. Üzerine düşünmek, Festival’i geliştirmek için bize fırsat veren bu eleştiriler her zaman.

Ekip iletişiminiz nasıl?
İlk yıldan beri aynı ekiple Festival’i gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Bunun elbette çok büyük bir avantajı var, herkesin sorumluluğunu ve yapması gerekeni bilmesi bakımından. Neredeyse konuşmadan anlaşabileceğimiz bir noktaya geldik, bu da inanılmaz bir zaman ve enerji tasarrufu sağlıyor. Hobi olarak konuşuyoruz tabii yine de ara sıra 🙂

Filmlerin erişilebilir kılınmasında festivale hangi kurumlar/kişiler nasıl destek oluyor?
Sesli Betimleme Derneği ile çalışıyoruz ilk yıldan beri. Türkiye’de sesli betimleme tekniğini ilk defa uygulayan, önemli işler yapan bir dernek. Şu an Türkiye’de sesli betimlemesi yapılan hemen hemen tüm televizyon dizilerinin, filmlerin ardında Sesli Betimleme Derneği’inin emeği var.  Elbette Festival’e bugüne kadar destek olan pek çok firma, resmi kurum, kişi var. Açık Toplum Vakfı üç yıldır Festival’in ana destekçisi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ilk yılından itibaren Festival’i destekledi. AB Türkiye Delegasyonu ve pek çok yabancı misyon temsilciliği Festival’i destekliyor. Festival’in duyurulması ve tanıtımı için bize imkanlarını sunan firmalar ve medya kuruluşlarının katkıları çok önemli. Konuklarımızı ağırladığımız Festival mekanları, konaklamalar için destek olan oteller ve burada katkılarını sıralamaya yer yetmeyecek kadar Festival’e destek olan, gerçekleşmesini mümkün kılan arkadaşımız var.

Dünyada bu festivalin örnekleri var mı? Onlarla iletişimde misiniz?
Engelsiz Filmler Festivali aklımıza ilk düştüğünde biz de bu soruyu sormuştuk; dünyada böyle bir film festivali var mı? Google’ın imkanlarıyla epeyi araştırma yaptık. Elbette dünyada görme, işitme engellilerin takip edebileceği film festivalleri var. Özellikle ABD, Kanada ve Avustralya’da uzun sürelerden beri devam eden etkinlikler olduğunu gördük. Avrupa’da birkaç yıl yapıldıktan sonra arkası gelmeyen birkaç festivalin dışında aşağı yukarı EFF ile aynı zamanlarda başlayan organizasyonlar var. Almanya, Fransa, İngiltere, İspanya ve Sırbistan’da sürüyor bu festivaller. Fakat EFF’nin bu etkinliklerden ayrılan tarafı, engeli olmayanların da sesli betimleme olmadan takip edebileceği bir festival olması. Bununla beraber dünyada benzer festivaller var mı diye araştırırken iletişime geçtiğimiz, bizimle bilgi ve deneyimlerini paylaşan festivaller oldu, oluyor. Bu festivaller ile işbirliği yapıyoruz, ortak projeler geliştirmek için çalışıyoruz.

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Enformasyon

Bir Cevap Yazın

Close