KültürManşetSinemaSöyleşi

Özgür Sevimli: Hayatımın bilinmeyen detaylarını bulmam gerekiyordu

Özgür Sevimli’nin ilk uzun metrajlı filmi, filme adını veren Murtaza ve onun görme duyusu olmayan eşi Sabure’nin hayat hikayelerine dikkat çekerek karşımıza çıkıyor. İstanbul’da yaşayan çocuklarından ayrı Malatya’nın Hekimhan Köyü’nden yalnız yaşayan Murtaza ve Sabure oldukça sakin ve naif olarak nitelendirilebilecek bir hayat sürmektedir. Ancak bu sakinlik ve naifliği, hatta belki de vefayı destekleyen noktaları, aslında Sabure’nin sonradan öğrendiğimiz geçmişte yaşadığı travmaları bir anda alt-üst ediyor. Bütün bunların arka planında olduğu film, İstanbul’daki kızının öldüğünü Sabure’ye söylemeyen Murtaza ve içine sürüklenecekleri durum aracılığıyla vicdan ve hak kavramlarını sorgulamaya davet ediyor.

Yönetmen Özgür Sevimli ile annesi sayesinde hayat hikayesini öğrendiği dedesi Murtaza’yı ilk uzun metrajlı filmine yansımasında konuştuk. Yönetmen ve hikâye özelinde daha da değerlenen film, seyirciye hikâye dışında bu ilişkiyle yeni bir okuma sunuyor.

Türkiye prömiyerini 36. İstanbul Film Festivali’nde yapan Murtaza, bu yıl 24. Uluslararası Adana Film Festivali, 7. Malatya Uluslararası Film Festivali, 5. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali ve 66. Uluslararası Mannheim-Heidelberg Film Festivali’nde yarıştı. Cezmi Baskın ile Mannheim-Heidelberg ve Boğaziçi’nden ‘En İyi Erkek Oyuncu’ İnci Nur Daşdemir ile de Malatya’dan ‘Umut Vaat Eden Oyuncu’ ödülleriyle döndü. Murtaza’nın bir sonraki durağı ise 12-20 Ocak 2018 tarihleri arasında 18.’si düzenlenecek Dhaka Uluslararası Film Festivali olacak.

Murtaza’yı nasıl yazmaya karar verdin? İlk uzun metrajlı filmini böyle bir içerikte yazma fikrine nasıl ulaştın?
Aslına bakarsanız tamamlama hissi yaşamımızın her anında bizi bulur ve rahatsız eder. Beynimiz o kadar iyi tasarlanmıştır ki, yarım kalan duygular, sırlarıyla ölen insanlar, yarım yamalak aktarılmış bilgiler her şeyin tam olma haline ihtiyacı vardır. İşte beynimiz bunun için kendine bahaneler sunar ve ikna edici yanıyla bizi geçiştirebilir. Ama duygusal zekâmız hep bir yerde kendini eksik hisseder. İşte bende eksik ve yarım kalan duygularımın peşinden koştum. Bunu sinemayla tamlaştırdım sanırım. İşte bu yüzden Murtaza’yı yazmaya karar verdim.

‘Murtaza benim dedem’

Murtaza’yı üretilen bir sinema filminin dışında yönetmen özelinde incelediğimizde bize bu ilişkiyi anlatır mısın? Kişisel olarak Murtaza karakterinin senin hayatındaki yansıması kim?
Murtaza aslında benim dedemdi. Yıllarca annem tarafından dedemi dinledim. Dedem kışları anneannemle (Sabure) birlikte İstanbul’a gelirdi. Birlikte uzun bir kışı geçirirdik. Anneannem, kardeşimle bana masallar anlatırdı. Murtaza dedem ise daha sessiz ve kendini ait hissetmediği bu şehirde havaların ısınıp hemen köye dönme hayalini kurardı. Şizoid bir karakterdi Murtaza. Kimseye özelini anlatmayan ve belli etmeyen biriydi. Bazen kalabalıklar arasında kendi yalnızlığını kuran, düşünceli bir adamdı. Dedemi ben hep sessiz ve sır küpü olarak tanıdım. İlerleyen zamanlarda ben büyüdüm ve dedem yaşlandı. Artık ne karısı vardı nede kızı onlarla yaşadığı duyguları sırtındaki çuvala koydu. Ve onunla yalnız kaldığım bir gün bana ilk defa içini dökmeye başlamıştı. Pişmanlıklarını doğrudan söyleyemiyordu. Dolaylı cümlelerden sırlarının ipuçlarını yakalamaya başlamıştım. Ve o an anladım ki hayatımın bilinmeyen detaylarını bulmam gerekiyordu.

Usta yönetmenlerin yanında gerek ön hazırlık gerekse set sürecinde çalışmış olman sana neler kattı? Seni hangi anlamda nasıl etkiledi?
Evet uzun yıllar yardımcı yönetmenlik yaptım. İşimde çok titiz ve heyecanla çalışırım. Bu da bende doyumsuz bir iştah ve hayallerimin kapısını açıyor. Çok değerli yönetmenlerle çalıştım hepsinden ayrı öğrendiğim ve deneyimlediğim ayrı şeyler oldu. Bu birliktelikler bende sadece sinemaya bakışımda değil, hayata ve kendime bakışımda da güzel etkileşimler sağladı.

‘Kararsızlığım sonsuza kadar giden bir sarmala dönüşebilir’

Peki, Murtaza Filmi bu büyük deneyimden nasıl etkilendi?
Özellikler yapısal olarak çok meraklı ve memnuniyetsiz bir insanımdır. Hayatta hem duygularımdan hem de yaptıklarım konusunda emin olamıyorum. Her zaman daha iyisi olduğuna inanıyorum; tabi ki bu bir süreç. Bir şekliyle yapılan her işte bir sonuca bağlanması gerekiyor, yoksa sonsuza kadar giden bir sarmala dönüşebilir kararsızlığım. Murtaza’da her anlamda kuşkucu oldum. Hem oyunculuklarda hem de senaryo ve reji matematiğinde hep tartışmacı ve eleştirel bir çalışma sergiledim. Bu noktada olmam ve duygularımı daha net ve doğru anlatmamı sağladı.

‘İnsanı yargılayacak tek şey vicdandır’

Murtaza aslında görme duyusu olmayan karısına büyük bir titizlikle bakan bir adam olsa da filmin sonuna doğru, geçmişte Sabure’ye yaptığı kötülüğü öğreniyoruz. Bu durumda seyirci Murtaza hakkında ne düşüneceklerine dair oldukça kararsız bir noktaya sürükleniyor. Bu durumu Murtaza karakteri ve “insan” özelinde nasıl değerlendirirsin?
İnsanın en büyük hapishanesi vicdanıdır bence. Ne yaparsan yap nerede olursan ol seni yargılayacak tek şey vicdanındır. Murtaza yıllar önce yaptığı bir hatanın bedelin aslında kendi kendine ödetiyor. Karısının kölesi oluyor aslında, onu yediriyor, yıkıyor vs. Ve bunu hiç kimseyle paylaşmadan yapıyor. Aslında bölünmüş bir dünyasının içinde bozulmuş bir duygunun tamirini yapmaya çalışıyor. Ne yazık ki yalanla gerçeklerin karıştığı bir yaşam ne kadar uzun ömürlü olabilir ki. İşte çorap söküğü gibi bir yerden verdiği fireyle bütün taşlar üstüne yıkılıyor. Artık eski gücü yok.

‘Hikâyenin bizden olmasını önemsedim’

Filmin çok sessiz ve sakin aynı zamanda çok naif bir anlatısı olmasına karşın hikâyede detayların çok büyük travmalar barındırdığına şahit oluyoruz. Bu durumu anlatı tekniği ve o bu hikâyenin özelinde ayrı ayrı değerlendirir misin?
Filme başlarken özellikle düşündüğüm bir şey vardı. Görsel olarak büyüleyici tekniklere yaslanmayacaktım. Mekanlar gerçekte nasılsa süslemeden tüm gerçekliğiyle olacaktı. Oyunculuklar gerçekten sade ve içten olacaktı. Senaryoda girift bir hikâye yerine kendi sadeliğinde bir ninni gibi dinlenip tat bırakacak kadar bizden olmasını önemsedim. İzleyenlerden gelen en büyük övgülerden biride buydu sanki orada yaşadık o evin tozunu, sıcaklığını hissettik demeleri benim yapmak istediğim şeyin izleyicide karşılığını bulduğunu gösterdi bana. Filmde Murtaza üzerinden gerilimi ve yalanının ortaya çıkma korkusunu teknik olarak başardığıma inanıyorum.

‘Filmi, gerçek hikayesinin geçtiği coğrafyada çekmek istedim’

Murtaza Filmi’nin hikayesini destekleyen en önemli unsur mekân. Köy tercihin nasıl gerçekleşti? Filmin bu anlamdaki fiziksel atmosferini betimler misin?
Filmi, gerçek hikayesinin geçtiği coğrafyada çekmek istedim. Sanki başka yerde çeksem olamayacak hissine kapıldım. Mekanların çoğunu bilerek hikâyeyi resmetmek ve o mekanlarda çekim yapmak bence çok doğru bir tercih. Hem karakterlerin psikolojisine hem de benim resim dilime ait bir atmosfer oldu. Tabi bir yandan da Murtaza’yı ve Sabure’yi tanıyan insanları figürasyon olarak kullandım. Hikâyeyi daha doğruladı hissindeyim.

‘Oyuncularımın hepsinde benim duyguma ortak olma arzusu ve heyecanı vardı’

Meral Çetinkaya ve Cezmi Baskın gibi oyuncularla çalışmak nasıl bir deneyimdi? Bir yönetmen olarak söz konusu iki ismi, hikayedeki karakterlerle nasıl özdeşleştirdin?
Bir senaryo yazarken karakterlinizin fotoğrafını çekersiniz saçını, elini, giyim tarzını, tavrını yani bir insan yaratırsınız. Bazen oyuncu seçimlerinde yüz ararsınız bazen ise duygu ararsınız. Hayal ettiğiniz karakterlerinizin sizinle birlikte konuştuğunu ve uzun bir yolculuğa birlikte çıkmanın heyecanını yaşadığınızı düşlersiniz.  Cezmi Baskın ve Meral Çetinkaya ve diğer oyuncularımın hepsinde benim duyguma ortak olma arzusu ve heyecanı vardı. Oynayacakları karakterlerle konuştular, eleştirdiler günü geldi kızdı ya da affettiler. Bu bende olağanüstü bir heyecan yarattı. Ve bütün karakterlerim kendini var eden oyuncularımla kaynaştı.

‘Eğer oyuncuyu ikna edemezsen yarattığı karakterin inandırıcılığına da ikna olamayız’

Murtaza, 5. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali, 7. Malatya Uluslararası Film Festivali ve 66. Uluslararası Mannheim-Heidelberg Film Festivali’nden oyunculuk alanında farklı oyuncularla ödül aldı. Bu durumda oyuncularla beraber başarılı bir oyuncu yönetiminden de bahsedebilir miyiz?
İşin açıkçası ben karakterlerimi iyi tanıyan bir yazar ve yönetmendim. Sette oyuncularımla her konuda kafa kafaya tartıştık. Yaptıkları her davranışın altında yatan nedenleri birlikte sorguladık. Oyuncuların anlamadığı ya da yorumlayamadığı her şeyi ayrıntılı anlatmayı hep tercih ettim. Eğer oyuncuyu ikna edemezsen yarattığı karakterin inandırıcılığına da ikna olamayız. Festivallerde oyuncu ödülü almış olmam hem benim için hem de oyuncularım Cezmi Baskın ve İnci Nur Daşdemir için gurur verici oldu.

Bundan sonraki çalışmaların bu türde mi devam edecek? Hali hazırda üzerinde çalıştığın yeni projeler var mı?
Sinema benim için yaşamsal bir ihtiyaç ve ben her zaman sinemanın içinde kendimi iyi hissediyorum. Üzerine çalıştığım bir proje var. Yakın zamanda ilerlemesi için çalışmalara başlayacağım.

Cezmi Baskın: Filmde iki yaşlı insanın hayatları gerçekçi bir şekilde yansıtılıyor

Filme adını veren Murtaza karakterine hayat veren başarılı oyuncu Cezmi Baskın film ve Murtaza karakteri hakkındaki düşüncelerini kısaca dile getirdi. Baskın, aynı zamanda Yönetmen Özgür Sevimli ile olan çalışma süreçlerini de aktardı. Başarılı oyuncu Murtaza filmindeki rolüyle 5. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali ve 66. Uluslararası Mannheim-Heidelberg Film Festivali’nde ‘En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazanmıştı.

Film hakkındaki düşüncelerini ifade etmeye Yönetmen Özgür Sevimli’nin kendisine çok güvendiğini söyleyerek başlayan Baskın, kendisinin de Özgür’e en az onun kadar güvenerek teslim olduğunu ve ortaya çıkan sonuçtan da oldukça memnun olduğunu dile getiriyor. Yönetmen Özgür Sevimli ile ilk buluşmalarından itibaren birbirlerinin söylediği şeyleri anladıklarını ifade eden Cezmi Baskın, başarılı ve deneyimli bir oyuncu olarak bir yönetmenin ilk filminde rol almaya karar verme sürecindeki önemli noktaya dikkat çekiyor.

Görüşmelerinde senaryo üzerindeki tartışmalarının oldukça olumlu geçtiğini söyleyen Baskın, “Yaşlı insanların hikayeleri pek aktarılmıyor. Bu beni etkiledi.” sözleriyle Murtaza karakteriyle kendini nasıl özdeşleştirdiğini ifade ediyor. Sinema seyircisinin genelde gençler olduğunu dile getiren başarılı oyuncu filmlerin genç seyirciler için tasarlandığını ancak bu noktada Murtaza’nın bir istisna olduğunu söylüyor.

Murtaza’nın hikayesini projenin başında içselleştirebileceğini umduğunu dile getiren başarılı oyuncu, “Galiba da başardık” sözleriyle filme ve hikâyeye olan inancını desteklediğini dile getiriyor. Filmin çekildiği köy ortamından da bahseden Baskın, “Orada bir ay yaşamak zaten sizi oralı yapıyor. Sıcak soğuk doğanın sertliği sizi işinizi kolaylaştırıyor. “ dedi. Filmde iki yaşlı insanın hayatlarının gerçekçi bir şekilde yansıtıldığını ve bu yansıma sonucunda da seyircinin yeni düşünce ve yargıları harekete geçirerek filmi okuduğunu ifade ediyor.

Psikesinema Sinema Dergisi’nin 2017 Ocak-Şubat sayısında yayımlandı.

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Enformasyon

Bir Cevap Yazın

Close