HaberKültür

Şerefiye Sarnıcı’nda Atlar, Hatlar ve Süleymanname

Süleyman Saim Tekcan’ın 30 yıllık heykel ve gravürlerinden oluşan “Atlar, Hatlar ve Süleymannâme” başlıklı hat ve gravür sergisi, 1600 yıllık Şerefiye Sarnıcı’nın görkemli ve mistik atmosferinde açıldı. 7 Ocak 2019 tarihine kadar ziyarete açık olacak sergi, adeta atlar ve hatları Şerefiye Sarnıcı’nın sularına aksediyor.

Süleyman Saim Tekcan’ın “Atlar, Hatlar ve Süleymanname” adlı hat ve gravür sergisi Şerefiye Sarnıcı’nda sanatseverlerle buluştu. Küratörlüğünü Mehmet Lütfi Şen’in üstlendiği sergi 7 Ocak 2019 tarihine kadar ziyarete açık olacak. Atlar ve hatları Şerefiye Sarnıcı’nın sularına akseden bu kapsamlı proje sergisi, tarihimizin ve varoluşumuzun kökenlerindeki at imgesini çağdaş sanatta yeniden yorumluyor ve bildiğimiz at türlerine bir yenisini daha ekliyor. Süleyman Saim Tekcan’ın atı, heykel ve gravür formlarıyla karşımıza çıkıyor. Sarnıcın duvarlarıyla bütünleşen gravürler, suya yansıyan üç boyutlu çalışmalar ve bu çalışmaların duvarlarla örtüşen gölgeleriyle oluşan muazzam görüntüler izleyiciye benzersiz bir sergi deneyimi yaşatıyor. 24 Ekim 2018 – 7 Ocak 2019 tarihleri arasında sergilenecek eserlerin küratörlüğünü Mehmet Lütfi Şen üstlenirken, serginin yerleşimini Ömer Aydın, Hamza Algül ve Delan Atasayar birlikte hazırladı.

HAT SANATINI ATLARLA BULUŞTURMAK İSTEDİM

Süleyman Saim Tekcan

Bu sergi serüveninin Beşir Ayvazoğlu’nun yazısıyla başladığını ifade Süleyman Saim Tekcan ise Çemberlitaş’ın aşağısında geçmişte “At Meydanı” denen yerde bir tak üzerinde 4 tane atın olduğunu, bu atların orijinallerinin şimdi Venedik’te bulunduğunu söyledi. Osmanlı’nın İstanbul’u almasının asıl serüven olduğunu belirten Tekcan “Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u alması, bizim Anadolu’ya at sırtında gelmemiz koca bir imparatorluğun kurulması atlar olmasaydı olmayacaktı. Onun için at çok önemli. Bu nedenle dünyada en fazla zirveye ulaştığımız sanatlardan bir tanesi olan hat sanatımızı atlarla buluşturmak istedim.” dedi. Tekcan serginin oluşum süreciyle ilgiliyse şöyle konuştu: “Bu sergi, Emin Barın hocamızın bana yazdığı tuğra ile başlayan bir serüven. Bu tuğra yazıldıktan sonra ben bir kitap yapayım diye düşündüm. Ve o kitap içerisine otuz tane gravürlerle hat ve atı bir araya getirdim. Atın hareketlerinin, estetiğinin tuğradaki ve hat sanatındaki kıvraklığın, çizgilerin çok benzeştiğini düşünen bir sanatçıyım. Bu süreçle at ve hat buluşmuş oldu. Otuz beş tane gravürden oluşan kitabın içerisinde Osmanlıca, Türkçe ve İngilizce olmak üzere metinler yazıldı. Bizim Topkapı Sarayı’ndaki eski kitapların çağdaş bir yorumu olarak ele alındı. Oradaki kitap formatları cildinden içerisindeki yazılara kadar aynen kullanıldı. Ve o kitabın içerisindeki resimlerle bu sergi oluştu. Heykeller tabii daha sonra bu eserlerin içerisine katıldı. Bu sergi yeniden benim canlanmam için bir dürtü oldu. Bunun için sergiden çok büyük mutluluk duyuyorum.”

TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ ÇAĞDAŞ SANATÇISI

Serginin Küratörü Mehmet Lütfi Şen, Süleyman Saim Tekcan’ın 30 yıllık heykel ve gravürlerinden oluşan eserlerinin özel dizgiler ile ziyaretçilere sunulduğunu belirtti. Şen “Süleyman Saim Tekcan, bu toprakların, bu coğrafyanın değerlerini, kendi değerlerini dünyanın en çağdaş diliyle ifade eden, gelecek nesillerin örnek alacağı çok özel bir sanatçı. Türkiye’nin en önemli çağdaş sanatçısı ile ülkenin en önemli tarih değerini bir araya getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz” diyerek bütün yoğunlukları arasında bu sergiye zaman ayırdığı için sanatçıya teşekkürlerini iletti.

Süleyman Saim Tekcan hakkında

Süleyman Saim Tekcan, 1940 yılında Trabzon’da doğdu. 1963’te Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nden lisans diploması aldı. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (Mimar Sinan Üniversitesi) Resim Bölümü’nde lisans ve Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Sanatta Yeterlilik eğitimini tamamladı. 1968 ve 1975 yılları arasında Atatürk Eğitim Fakültesi’nde eğitim görevlisi olarak çalıştı. 1970’de bir yıl boyunca Almanya’da baskı eğitimi üzerine araştırmalarda bulundu. Daha sonra 1975 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim kadrosuna girdi. 1985’te profesör oldu ve aynı yıl Grafik Sanat Dalı Başkanlığı görevine atandı. Yugoslavya’da Sarajevo Sanat Akademisi ve Ankara’da Bilkent Üniversitesi’nde özgün baskı seminerleri verdi. 1991 yılında Almanya, Bonn’da “Türk Grafik Sanatında 12 Sanatçı” ve “Çağdaş Türk Resminden Bir Kesit” başlıklı iki ayrı konferans verdi. 1994-1995 yılları arasında Mimar Sinan Üniversitesi Dekanlık görevini, Grafik Bölümü Başkanlığı ile beraber yürüttü. 1996 yılında Büyükada’da eğitime başlayan Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ni kurdu ve ilk eğitim yılı süresince Dekanlık görevini yürüttü. 2007 yılında, Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Kurucu Dekanlığı görevini yürüttü. 2008 yılında, 1.Uluslararası Özgün Baskıresim Bienali jüri üyeliği yaptı. 2004 yılından bu yana İMOGA-İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı olarak çalışmalarına devam etmektedir.

 

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Enformasyon

Bir cevap yazın

Kontrol et

Close
Close