KültürManşetSinemaSöyleşi

Adli tıp koridorlarından film setlerine

Adli tıp doktoru Turgut Kanal aynı zamanda sinemaya gönül vermiş bir yönetmen. Civciv adlı dördüncü kısa filmi onun en önemli kısalarından. Öyle ki 2 kardeş ile babalarının bir çift civciv aracılığıyla hikayesine odaklanan bu kısa, tam anlamıyla içinizi ısıtacak cinsten. Gelin şimdi Kanal’ın adli tıp koridorlarından film setlerine uzanan yolculuğunu yakından keşfedelim…

Bu hafta sizi bir adli tıp doktoru ile tanıştıracağım. Ama sadece doktor değil. Aynı zamanda sinemayla ilgileniyor, oldukça başarılı kısa filmler çekiyor. Bursalı Turgut Kanal’dan bahsediyorum. Son kısa filmi Civciv ile festival yolculuğuna başlayan Kanal, bu kısa filminde iki kardeş ile babalarının arasındaki diyaloğa odaklıyor bizi bir çift civcivle. Gelin önce Kanal’ı biraz daha yakından tanıyalım: “30 yaşındayım. Bursa’da yaşıyorum. 2015’te Selçuk Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra Zonguldak Çocuk Hastanesi’nde mecburi hizmetimi tamamladım. Şu anda Uludağ Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nda Araştırma Görevlisi Doktor olarak görev yapmaktayım. Mesleğim dışında senaryo yazarlığı ve videografi ile ilgileniyorum…”

YAZILMAYA DEĞER HİKAYELER OLDUĞUNU FARKETTİM

Turgut Kanal sinemayla nasıl tanıştığını şöyle anlatıyor: “Bizim neslin tüm çocukları gibi ben de televizyon dizileri ile büyüdüm. Günümüzden farklı olarak kötü örnek teşkil etmeyen dizi ve filmler yayınlanması avantajımızdı. Lise ve üniversiteyi memleketten uzakta okuduğumda sinema ve tiyatro izleyicisi oldum diyebilirim. Özellikle üniversite yıllarında çok sayıda filmi notlar alarak izlemeye başladım. Senaryoya dönüştürülebilir öyküler karalamaya da bu dönemde başladım. Mesleğe başladıktan sonra hayatına dokunma şansı bulduğum pek çok insanın yazılmaya değer hikayeleri olduğunu fark ettim. İlk göz ağrım ‘Safira’nın senaryosu da bu vesile ile ortaya çıkmış oldu.” Kanal, sinemanın kendisi için ne ifade ettiğini ise şöyle açıklıyor: “Çok sevilen bir sinema-sahne sanatçısının ufak bir değişiklikle benimsediğim bir sözü var; ‘Tiyatro hayat, sinema sanat, televizyon ise mobilyadır.’ Aksi gibi tiyatroyu bir binadan ibaret görenler çoğunlukta. Benim içinse sinema sanata dönüşebilmiş yaşam kesitidir diyebilirim.”

Tugut Kanal

SİNEMA BENİM İÇİN HENÜZ VAZGEÇİLMEZ DEĞİL

Kanal, sinemaya oldukça uzak bir meslek grubunda. Yoksa bu meslekte mutlu değil mi, diye düşünüyor insan. “Bırakmayı düşünüyor musunuz yoksa sinemayla birlikte devam mı edecek?” diye sorduğumda şunları söylüyor: “Sinemanın benim için vazgeçilmez olması için çok yol kat etmem gerektiğini düşünüyorum. Profesyonel anlamda eğitimini aldığım, yıllarca emek verdiğim ve usulüne uygun şekilde icra etmeye çalıştığım mesleğimi kendi adıma daha değerli görüyorum. Sinemanın da abecesini hakkıyla okuyup takdir gören işler çıkarabilirsem bu değer sıralaması değişebilir. Bir gün sinema-hekimlik ikilisinden birini bırakmak zorunda kalsam bile sanırım hekimlik-senaristlik ikilisiyle devam ederim.”

SENARYO YAZMAYA DEVAM ETMEK İSTİYORUM

Peki, şu anki mesleği sinema yönünü içerik bakımından besliyor olabilir mi Kanal’ın? “Şu aşamada senaryo yazarlığı hususunda okumalar yapıp kazanımlar edinmeye çalışıyorum.” diyor ve ekliyor Kanal: “Bu sebeple bir nevi mesleğim sayesinde zorlanmamış oluyorum. Gün içinde karşılaştığımız insan ve olay sirkülasyonu bilinçli bir bakış açısıyla gözlemlendiğinde çok farklı hikayeler çıkabiliyor. Bu da uzun vadede avantaja dönüşecek gibi.” Kanal, lisans düzeyinde bir eğitim almadığı taktirde uzun metrajlı çalışma hedefleri olmadığını söylüyor ve ekliyor: “Esas mesleğimi layıkıyla yapmak ilk sırada geliyor. Fırsat buldukça kısa film çekmeye ve en önemlisi de senaryo yazmaya devam etmek istiyorum. Kendimi henüz bir yönetmen olarak görmüyorum. İlerleyen vadede hatırı sayılır bir senarist olabilirsem ne ala.”

Civciv kısa filminden bir görüntü

CİVCİV’İN ÇIKIŞ NOKTASI HEPİMİZİN ÇOCUKLUĞU

‘Civciv’ dördüncü kısa filmim. 2019’un ilk aylarında ‘Safira’ kısa filmini (yaşanmış bir olaydan esinlenilen) aniden çekme kararı alıp bir hafta içinde tamamladığımızda bu işi severek yapabileceğimi farkettim. Ardından onun devamı sayılabilecek ‘Tabib’ kısa filmini 3 kişilik bir ekiple tamamladık. Bu filmlerin kazandığı birkaç ulusal ödülün ve özellikle ‘Tabib’in uluslararası gösterimlere değer görülmesinin özgüveniyle yeni işlere koyulup başarılı olma şansını yakaladım. İlk etapta kadına şiddet, mültecilik, çocuk işçiler vb. temalı kompakt denemeler zamanla daha çok yönlü senaryolara evrildi. ‘Civciv’ ise ön hazırlığının daha özenli, ekibinin daha profesyonel olmasının hakkını neticesiyle gösterdi.

Aslında Civciv’in öyküsünün çıkış noktası hepimizin çocukluğudur. Civciv beslemeyen hatta beslediği civcivi ölmeyen neredeyse yoktur. Bu yüzden bizim neslin izleyip 10 dakikalığına da olsa kendi çocukluklarına gitmelerini hedefledim. Ve aldığım geri dönüşlere baktığımda amacına ulaşan bir kısa film olduğu kanaatindeyim. Civciv’in kurgusu 2020 ekim ayında tamamlanmış oldu ve ulusal festivallerde şansını denemeye henüz başladı. Malum pandemi süreci sebebiyle pek çok festival iptal edildi ya da ertelenmiş oldu. Aile-çocuk temasının evrenselliği ve filmin verdiği mesaj sebebiyle başarılı bir süreç geçirmesini umuyorum. Çok büyük bütçeler ve profesyonel ekipmanlarla çekilmiş kısa filmlere amatör ruhumuzla rakip olmak ayrıca heyecan verici.

İlgili enformasyon

Bir cevap yazın

Close

Adblock Detected

Reklam engelleyici devre dışı bırak