KültürManşetSöyleşi

‘Çocukla Sinema’ ile bir filmi izlemek ya da okumak

Sinema yazarı Burak Göral’ın son kitabı Çocukla Sinema, çocukla film izleme kültürünü hem içerik hem de teknik bakımdan özetleyerek karşımıza çıkıyor. Göral, film izlemeyi sadece kendi süresi içinde yapılan bir eylem olmaktan çıkararak, öncesi ve sonrasıyla tüm detaylarıyla birlikte ele alıyor.

Sinema yazarı Burak Göral’ın son kitabı Çocukla Sinema geçtiğimiz günlerde okurla buluştu. Kitap, ebeveynlere çocukla film izleme konusunda bir kılavuz niteliği taşıyor. Göral, kitapta ilk olarak 12 yaşına basmadan önce çocukların izlemesi gereken 52 filmi listeliyor, gerekçeleriyle birlikte. Burak Göral, filmi çocukla konuşmanın, hikâyede anlatılanı çocukla birlikte irdelemenin, çocuğun mesajı alıp almadığını test etmenin önemli birer etkinlik olduğunu düşünüyor. Bu kitapsa tüm bunlara aracılık ediyor. “Film izlemek sadece kendi süresi içinde yapılan bir eylem olmamalı.” diyen Göral, film sonrasında çocuklarla o filmden ne öğrendiğinin konuşulmasının o hikâyenin özünü hayata geçirmek konusunda da yardımcı olacağını belirtiyor ve ekliyor: “Klasik filmleri çocuğa izletmek gerekiyor. Örneğin Neşeli Günler, Charlie Chaplin’in Yumurcak filmi, Komşum Totoro ve Miyazaki filmleri çocukların empati, merhamet, yaşamla ilgili duyguları destekler aynı zamanda zihnini açar. Doğru filmlerle büyüyen çocuklar daha hayvansever ve daha duyarlı çocuklar olur. Ters etki yaratacak filmlerden çocuklarımızı uzak tutalım.” diyor.


Burak Göral’ın önerdiği filmler arasında “Masum Hamleler” filmi de yer alıyor.

ÖNERİLER, ELEŞTİRİLER, MAKALELER

Burak Göral bütün bunları Oz Büyücüsü adlı filmden hareketle şöyle açıklıyor: “Bu filmde 4 karakter var. Bu karakterler hep bir şeyin peşine düşüyorlar. Neydi onları bu yolculuğa çıkaran şey? Neyi arıyorlar? Neden bunu istiyorlar? Amaçları ne? Karşılarına çıkan engeller neler? Bu engelleri nasıl aşıyorlar? Çocuklarımızla bunları konuşarak hem filmi daha iyi algılamalarını sağlıyoruz hem de hayata dair bir şey öğrenmiş oluyorlar. Bu kitapta ebeveynleri buna yönlendiriyorum.” Öte yandan kitapta Küçük Prens’in kim olduğunun anlatıldığı bir makale de var. Yine Harry Potter filmleri hakkında yazılmış bir makalede bulunuyor kitapta. Göral’ın önerdiği filmlerin içeriği hakkında bilgiler verdiği kutular da yer alıyor. Belki de ailenin izletmek istemeyeceği bir film olduğunu düşünerek yazmış bu kutuları. Kitapta aynı zamanda 150’ye yakın çocuk filmleri eleştirisi var. Bir de çocukların filmi izledikten sonra, yıldız verip yorum yapabileceği, en sevdiği karakterin kim olduğunu belirteceği bir etkinlik sayfası da bulunuyor. En sonunda ise yaşlara göre film sınıflandırması verilmiş. Çocukla Sinema kitabının sosyal medya hesapları da var. Göral burada aktif olarak paylaşımlarda bulunuyor: “Sosyal medya hesaplarını geçen Kasım ayında açtım. Artan bir ilgiyle devam ediyor. İnternet sitesi 23 Nisan’da açılacak. Sitede kitapta olmayan filmler olacak. Oldukça interaktif bir site olacak. Ebeveynler filmlere not verecek ve yorumlar yapabilecek. Bu yorumları herkes görebilecek. Kendi listelerini yapıp paylaşabilecekler. Biz de oldukça spesifik listeler yapacağız.”

Burak Göral’ın önerdiği filmler arasında “Yumurcak” filmi de yer alıyor.

BUNUN BİR İHTİYAÇ OLDUĞUNU ANLADIM

Peki, kitabın çıkış noktası ne olmuştu? Göral’a bunu sorduğumda şöyle yanıt veriyor: “Baba olduktan sonra sadece kendi çocuğum değil, başka çocuklar da daha görünür bir şekilde dikkatimi çekmeye başladı. Anne baba olan arkadaşlarımla çocuklar hakkında konuşuyorduk. Öte yandan parka, okula giderken diğer çocukları da gözlemlemeye başladım. Ve kiminle karşılaşsam bana hep şunu soruyorlardı: Çocuklara ne izletelim? Önerilerin neler? Ben de hep o an aklıma gelen ne varsa söylüyordum. Ve bu sorular giderek arttı. Ben de bunun bir ihtiyaç olduğunu anladım. Film eleştirmeni olarak bir liste yapmam gerektiğine karar verdim. Bu konuya bir katkım olsun istedim. Sitelerde her türlü liste var ama çocuklara yönelik liste eksikti. 4-5 yıl önce ben de oturup 36 filmlik bir liste yaptım. Ve bu çok büyük bir ilgi gördü. Öğretmenler, pedagoglar, aileler o kadar güzel mesajlar gönderdiler ki ben de genişletmeye karar verdim ve bir site ile kitap fikri doğdu. Önce kitaba yoğunlaştım ve kitap çıktı. Çok yoğun bir ilgi var ve bu beni çok mutlu ediyor. Benim bütün derdim çocukların doğru videolarla, doğru içeriklerle, doğru hikâyelerle buluşmasına katkıda bulunmak. Bu kitap anne babalara bir kılavuz ve yol gösterici olacak.”

ÇOCUKLAR İNTERNETİN İÇİNE DOĞUYOR

“Bizim kuşağımız internetsiz kuşaktı. Ama şimdi çocuklar içine doğuyor. Biz bunları sonradan edindik. Dolayısıyla onların algıları çok açık, çok kolay anlıyorlar. Örneğin Ters Yüz filmini şimdiki çocuklar çok rahat algılayabiliyor. Çünkü artık ellerinde internet var. Youtube ile büyüyorlar. Ve Youtube kontrolsüz bir araç. Aile kontrol edemezse ciddi sorunlar yaşanabilir. Çocuğu Youtube veya internetle yalnız bırakmamak lazım. Ona doğru ve güzel alternatifler sunmamız gerekiyor. Böylelikle çocuk daha bilinçli oluyor. Emre ile süreci böyle tamamladık. Ona klasik filmleri izletmek benim için büyük bir keyifti ve o da bunları çok rahat kabul etti. Ve keyif aldı. Çocuklara bir yaştan sonra klasik film izletmek çok zor. Dolayısıyla küçük yaştan alıştırmak gerekiyor. Mesela Oz Büyücüsü, Neşeli Günler gibi… Bu klasik eserler çocuğun duygularını güçlendiriyorlar. Çocukların bu ve benzeri filmleri izlemesi duygusal gelişimleri açısından çok önemli.” diyen Göral “Peki, bu kitap uzman psikolog pedagog tarafından destekli mi yoksa tamamen bir sinema yazarı ve baba bakışı mı hâkim?” diye sorduğumda ise şöyle yanıtlıyor: “Büyük ağırlığı sinema yazarı ve baba bakışı. Ama tabii ki çok makale ve araştırma okudum. Yabancı kaynaklardan yararlandım. Önerdiğim film başka ülkede nasıl karşılanmış, hangi yaş sınıfına girmiş gibi konuları da araştırdım. Filmler hakkında yazılmış yazılara baktım. Ama en çok çocuk psikolojisi okudum. Oğlum Emre ile izledikten sonra da çocuk bakışına dair önemli izlenimlerim oldu. Nelerden olumlu veya olumsuz etkilenebilir? Emre ile izlerken filmleri, bu bakıştan da okumaya alıştırdım kendimi.”


Burak Göral’ın önerdiği filmler arasında “Komşum Totoro” filmi de yer alıyor.

BABA OLDUKTAN SONRA SİNEMAYA BAKIŞIM DEĞİŞTİ

Burak Göral’a oğlu Emre dünyaya geldikten sonra sinemaya bakışının, eleştirilerinin değişiklik gösterip göstermediğini soruyorum. Şöyle yanıt veriyor: “Evet, tabii ki değişti. Bazı meselelere daha duyarlı bakmaya başladım. Bazı filmleri anne baba olmadan önce daha farklı algılayabilirsin. En çok bunu anladım. Örneğin bazı filmlerdeki çocuk ve bebek kullanımından oldukça rahatsız olmaya başladım. Çocuk ölümlerinin olduğu sahneler Batı’da pek gösterilmez. Veya çok gizli yapılır. Ama bizim Türk filmlerinde bu ölümler gösteriliyor. Bunlar asla yapılmaması gereken şeyler. Buna son vermeliyiz. Bu sadece sırf çocuğun izlemesi açısından değil. Etik hassasiyetler edinmeliyiz. Bazı komedyenlerimizin daha sorumluluk sahibi olması lazım.”


Burak Göral’ın önerdiği filmler arasında “Oz Büyücüsü” filmi de yer alıyor.

KOMEDİ FİLMLERİMİZDE CİDDİ SORUNLAR

Türk sineması çocukla birlikte film izleme açısından uygun mu?
Benim bu işe girişmemdeki en büyük nedenlerden biri ana akım filmlere çocukların da götürülmesi idi. Bu filmler genellikle çocuklar düşünülmeden yapılıyor. 7+ alan bir film sırf küfür olmadığından 7+ almış oluyor ama yine de çocuklar için uygun olmayabiliyor. Bizim ana akım komedi filmlerinde ciddi sorunlar var. Bu nedenle aileleri buna karşı ikaz etmek için harekete geçtim. Bu küfür içermeyen komediler dahi espri adı altında cinsiyetçilik, ayrımcılık gibi espriler üretiyorlar. Sonra çocuklar bunu taklit ediyorlar. Bu kitapta doğru film yönlendirmeleri de var. Filme ulaşmak bu kadar kolayken iyi örnekleri çocuğa sunmak gerek. Yerli diziler çocuklar için üretilmiyor ama çocukların ayakta olduğu saatte yayınlanıyor. Aynı şekilde Youtube için de geçerli. Bütün bunların kontrolünü yapmak gerek.

GÖRÜNTÜ TRAVMAYA NEDEN OLABİLİR

Sinema çocuğu nasıl besler?
Bana hep şunu söylüyorlar: Biz de çocukken hep korku filmi izlerdik ama bak bize bir şey olmadı… Mesele çocuklara sansürcü bir zihniyetle bakmak değil. Çocuğun yaşı neye uygunsa onu izlemeli. Sinema çok etkili bir araç. Hepimizi bir şekilde yakalar. Çocukken izlediğimiz şeyler hayatımızın bir yerinde bizi yakalar. Ama neyin nerden çıkacağını bilemeyiz. Dolayısıyla nasılsa bize bir şey olmaz mantığı yanlış. Görüntü bir travmaya neden olabilir bilinçaltı aracılığıyla. Bütün bunlara çok dikkat etmek lazım. Bir film sadece bir film değildir. Bizimle büyürler ve zihnimizde yer ederler. Doğru filmlerle çocukları büyütürsek çok daha faydalı olur. Hem güzel diyalog kurmuş oluruz. Hem de çocuk eğlenir ve bir şey öğrenir. Ve hayata dair bir takım şeyleri yer edinir.

Etiketler
Daha fazla göster

İlgili enformasyon

Bir cevap yazın

Close

Adblock Detected

Reklam engelleyici devre dışı bırak