KritikKültürManşetSinemaSöyleşi

Kısalarla Söyleşi-Yorum #2: İyi Yemek Öldürür

Kısalarla Söyleşi-Yorum’un bu haftaki konuğu İyi Yemek Öldürür kısasıyla yönetmen Umut Evirgen ve oyuncu Burak Yamantürk. Evirgen bu filmiyle, vegan bir şefin ‘iyi yemek öldürür’ kaygısıyla hayvan katli çelişkisine dikkat çekerken, aynı zamanda Burak Yamantürk’ü de izleyiciye farklı bir yönüyle tanıtıyor.

Kısalarla Söyleşi-Yorum’un ikinci bölümünden herkese merhaba. Bu haftaki konuklarım birçok film festivalinden bildiğimiz, İyi Yemek Öldürür kısasıyla Umut Evirgen ve başrol oyuncusu Burak Yamantürk. İyi Yemek Öldürür’ü ilk kez geçen yıl 7. Boğaziçi Film Festivali’nde izlemiştim. İlk etapta bol ‘ünlü’ oyuncu kadrosuyla dikkat çeken film, hikayesiyle de oldukça bir farklı bir yerde duruyordu. Evirgen’i biraz daha yakından tanıyacak olduğumuzda; New York, Berkeley College’da İşletme eğitimi aldı. Yüksek lisansını Sinema Televizyon üzerine Bilgi Üniversitesi’nde yaptı. İyi Yemek Öldürür onun ilk kısası. Film aynı zamanda geçtiğimiz yıl Ekim ayında Kanada’da düzenlenen olan 33. Edmonton Film Festivali’nden de davet alarak önemli bir başarıya daha imza atmıştı. Evirgen geçtiğimiz aylarda ise Ben Bir Denizim isimli uzun metraj filmini yayınlamıştı.

BİR LEZZET UĞRUNA…

Evirgen ve Yamantürk ile sohbetimize geçmeden önce filmi biraz daha konuşalım. Film, gündelik hayatında bir böceği bile öldürmekten çekinen vegan Şef Arthur’un mutfakta hayvanları canlı canlı katletmekten ve lezzet uğruna her şeyi feda etmekten kaçınmayan yaşamına odaklanıyor. Ayrıca yemekleri sunarken ise yapım aşamasından tamamen farklı olarak dünyanın en beyefendi, kibar ve naif insanı olan Arthur, yemek endüstrisindeki bazı gerçekleri de gözler önüne seriyor. Filmi ilk izlediğimde aynen şunları düşünmüştüm: Önümüze her zaman şık, cici, güzel ve hoş olarak paket şeklinde sunulan şeylerin arkasında neler varmış? Neler yokmuş ki meğer. Örneğin yediğiniz çok güzel bir yemek arkasındakileri öldürüyormuş! Öyle normal bir öldürmek değil, ama şova dönüştüren, katledercesine öldürmek. Bunu tahmin etmek hiçbir zaman zor değildir ama böyle kreatif ve sinema dilinde izleyince değişik oluyormuş.

YEMEK ELEŞTİRMENLERİNE İRONİK GÖNDERMELER

Filmde bence gurmelere ve yemek eleştirmenlerine de ironik göndermeler de bulunuluyor. Filmdeki gurmenin abartılı, egoist ve bence komik tavırları bunu kanıtlar nitelikteyken, devasa abartılı objeler ile bu tavırlar adeta somutlaştırılıyor. Öte yandan çalışanlarına mutfakta adeta kan kusturan fakat kendi özel hayatında muhtemelen gayet sakin ve naif bir hayat süren Arthur’un, aynı zamanda bir vegan olarak hayvanları öldürürken pek de çekingen veya üzülen bir tavırda olmaması Arthur’un hayatındaki çelişkiyi da gözler önüne seriyor. Kısacası özel hayatında herhangi bir canlıya zarar vermekten kaçınan ve en önemlisi hiçbir canlıyı yemeyen bir sosyal kimlikte olan bir şefin, mutfağa geçtiğinde tüm bunları bir kenara bırakması ve ‘iş başka o başka’ güzellemesi, izleyiciyi hayrette bırakıyor.

HAYATIMA DEĞEN HİKAYELERİ ÇEKMEK İSTİYORUM

Umut Evirgen

Yazmanın iyileştirici etkisini hissettiğim andan beri yazıyorum. Yazdıklarım biriktikçe çekmek istemeye başladım. İster istemez akışta kendimi monitör başında buldum. Sinema bu şekilde hayatıma dahil oldu. Sinemada yapmak istediğim, yakalamak istediğin tarz ise, kendi hayatıma değen hikayeleri yazmak ve çekmek istiyorum. Dertlerimle beyazperdede yüzleşmek bana iyi geliyor. İyi Yemek Öldürür’e gelirsek, yüksek lisansı bitirmek için bir kısa film çekmem gerekiyordu. Yazdığım bütün senaryolar o güne kadar uzun metraj senaryoları idi. Hayatımın her an için de olan yeme içme sektörü ve aşçılarla ilgili kendi deneyimlerimden çıkarak kısa bir hikâye yazdım. Yemek sektöründe işletme sahibi olmamın bu filmin hem yapım hem de fikir aşamasına bir etkisi oldu mu konusunda ise şunları söyleyebilirim: Kendi restoranımda çalışan bir şef, hayatımda sayılı sınırlarımı bu kadar zorlayan insanlardan biriydi. Gerçek bir sanatçıydı. Onun üstüne mutfakta birini görmedim on yıllık iş hayatımda. Özel hayatı ve iş hayatı bu kadar uçlarda olan bir karakteri ölümsüzleştirmem gerekiyordu.

KISA UZUN FARK ETMEZ ÖNEMLİ OLAN HİKÂYE

Burak Yamantürk

Oyunculuk ve oynamak benim için özgürlük ifade ediyor. Kayıt ve kestik kelimeleri arasında başka hiçbir şey düşünmüyorum ve bu benim için büyük bir lüks. Ben çok fazla şey düşünen bir insanım, sürekli! Ama oyunculuk yaparken sadece anda kalıyorum ve bu benim için çok değerli. Mesleğin en güzel tarafı da şu bence. Alınan her yasla yelpazeye yeni bir renk katılıyor. Bir insan olarak öncelikli amacım ruhen, zihnen ve bedenen sağlıklı ve mutlu olmak. Bu olduktan sonra geri kalanlar hallolur. Sinema mı yoksa dizi de mi daha mutluyum, konusunda ise açıkçası huzurlu bir sette mutluyum. Benim için sinema, dizi, sahne hiç fark etmez. Önemli olan oynadığım karaktere ve içinde bulunduğu hikâyeye inanmam ve isini severek yapan bir ekiple birlikte çalışmam. İyi Yemek Öldürür kısa filminde oynamayı kabul ettim çünkü yemek yapmak benim hobim. Arkadaşlarımız bize geldiğinde onlara sofra hazırlamak ve yeni tatlarla onları şaşırtmak en sevdiğim şeylerden biri. Oyunculuk ve yemeği birleştiren bir projede yer almak hem de arkadaşımın setinde olmak beni çok mutlu etti. Ayrıca kısa, uzun fark etmez. Önemli olan okuduğum senaryonu ile ayni frekansta olabileyim. Hikayeleri, karakterleri hayata geçirmek isteyeyim. Senaristin kurduğu hayale ortak olabileyim.

İlgili enformasyon

Bir cevap yazın

Okumaya devam et

Close
Close

Adblock Detected

Reklam engelleyici devre dışı bırak