KültürManşetSinema

Klimalı salonlarda dev ekranda film keyfi

Filmekimi dünyanın her yerinden farklı içerik ve kaygılardaki öne çıkan filmleri 17. sinemaseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Aralarında Oscar adayı ve ödül almış filmlerin de bulunduğu program Ekim ayında sizi sinema salonlarına davet ediyor.

Filmekimi, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından bu yıl Birlikte Güzel işbirliğiyle 5-14 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek. İstanbul ile birlikte Ankara ve İzmir’de de sinemaseverlerle buluşacak 17. Filmekimi’nin biletleri 29 Eylül Cumartesi günü satışa çıktı. Sonbaharın en beğenilen sinema aktivitelerinden Filmekimi, her yıl olduğu gibi, dünya festivallerinde gösterilmiş, ödüller almış, eleştirmenlerin ve izleyicilerin ilgisini çekmiş ve merakla beklenen yeni yapımları içeren programıyla Ekim ayının en çok konuşulan sinema etkinliği olmaya aday. Filmekimi, İstanbul’un ardından 12-16 Ekim’de Ankara’da, 19‑23 Ekim’de ise İzmir’de sinemaseverlere yılın en iyi ve en güncel filmlerini sunmaya devam edecek. Biz de sizler için hem filmlerden bir öneri listesi hazırladık hem de Filmekimi direktörü Kerem Ayan ile konuştuk.

HERKES BİLİYOR – EVERYBODY KNOWS TODOS LO SABEN

Oscar ödüllü İranlı yönetmen Asghar Farhadi’nin yeni filmi Herkes Biliyor Cannes Film Festivali’nin açılışında gösterildi. Ustalığını konuşturduğu ahlaki seçimler ve aile dramı alanına bu kez psikolojik gerilim ve gizemi de katan Farhadi’nin bu sekizinci uzun metrajlı filmi, Buenos Aires’te yaşayan bir kadının çocuklarıyla birlikte İspanya’ya gidişi ve eski tanıdıklarının da karıştığı olayların ortasında kalışı anlatılıyor.

Seanslar: 6 Ekim Cumartesi 13.30 Atlas, 7 Ekim Pazar 21.30 City’s Nişantaşı, 8 Ekim Pazartesi 21.30 Beyoğlu, 9 Ekim Salı 11.00 Rexx

İMGELER VE SÖZCÜKLER – THE IMAGE BOOK LE LIVRE D’IMAGE

Godard’ın bu son filmi yine kışkırtıcı, yine zorlayıcı, elbette politik ve zihin açıcı. Godard’ın kendi sesiyle “Savaş geldi” diyerek başlattığı İmgeler ve Sözcükler, Godard’ın gözünden dünyanın hâlini anlatıyor. Farklı formatların, görüntü kaynaklarının, ses parçalarının kolajlandığı film, oryantalizmden sinema ahlakına kadar birçok konuya değinen görsel şölen.

Seanslar: 11 Ekim Perşembe 16.00 Rexx, 12 Ekim Cuma 16.00 Atlas, 13 Ekim Cumartesi 13.30 City’s Nişantaşı, 14 Ekim Pazar 11.00 Beyoğlu

BİR YILDIZ DOĞUYOR – A STAR IS BORN
Sinemanın en bilindik aşk hikâyelerinden biri Bradley Cooper’ın yönetmenliğini ve başrolünü üstlendiği, Lady Gaga’nın ise göz kamaştırdığı bir filmle beyazperdeye yansıyor. Filmin sönmeye yakın yıldızı Jackson Maine Jackson bir barda rast geldiği amatör şarkıcı Ally’nin sesine hayran kalır ve onu şöhretin basamaklarına çıkarır. Bradley Cooper’ın bu ilk yönetmenlik denemesinde American Horror Story: Hotel’deki başrolüyle kameraya iyice alışan Lady Gaga, filmin 1976 çekiminde Barbra Streisand’in canlandırdığı şarkıcı adayı rolünü büyük bir başarı ve yıldız ışığıyla üstleniyor.

Seanslar: 5 Ekim Cuma 21.30 Atlas

MUTLU LAZZARO – HAPPY AS LAZZARO
Alice Rohrwacher’in son filmi Lazzaro Felice günümüz dünyasını mistik öğelerle ele alan bir dostluk hikâyesi anlatıyor. İtalyan sinemasının yükselen yeteneklerinden Alice Rohrwacher’in insanın ruhuna işleyen filmi, hem tarzı hem konusuyla efsane Pasolini’nin yapıtlarını anımsatıyor. Filme adını veren masum Lazzaro rolündeki Adriano Tardiolo’nun performansıyla öne çıkıyor.

Seanslar: 11 Ekim Perşembe 16.00 Rexx, 12 Ekim Cuma 16.00 Atlas, 13 Ekim Cumartesi 13.30 City’s Nişantaşı, 14 Ekim Pazar 11.00 Beyoğlu

ŞÜPHE – BURNING

Kült yazar Haruki Murakami’nin öyküsünden sinemaya uyarlanan Burning, dünya prömiyerini yaptığı Cannes’da tüm eleştirmenlerin beğenisini kazandı ve FIPRESCI ödülünü aldı. Burning vasıfsız bir genç, âşık olduğu güzel kız ile zengin ve küstah bir adam arasındaki aşk üçgeni ekseninde bir öfke ve saplantı hikâyesi anlatıyor. Gizemli öyküsü etrafında şekillenen filmin gücü, izledikten çok sonra bile hafızalarda yerini koruyan, emsalsiz bir özenle kurgulanan sahnelerinden kaynaklanıyor.

Seanslar: 9 Ekim Salı 16.00 Rexx, 10 Ekim Çarşamba 21.30 Atlas, 11 Ekim Perşembe 21.30 City’s Nişantaşı, 13 Ekim Cumartesi 16.00 Beyoğlu

CLIMAX

İzleyicilerini sonuna kadar zorlayan Gaspar Noé, Cannes’da Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünün en iyi filmi seçilen Climax’te de kuralı bozmuyor. “Rüya ve kâbuslarını” perdeye yansıtan Noé, son filminin merkezine bu kez dansçıları yerleştiriyor. Dansçılar son provalarını yaptıktan sonra beklenmedik bir gelişmeyle Noé tarzı sürpriz, hazmı zor olaylar birbirini kovalıyor.

Seanslar: 6 Ekim Cumartesi 21.30 Rexx, 7 Ekim Pazar 21.30 Atlas, 8 Ekim Pazartesi 16.00 Beyoğlu, 9 Ekim Salı 19.00 City’s Nişantaşı

DOGMAN

Gomorrah ile mafya ve şiddet sarmalını ele alan Matteo Garrone’nin Cannes’da Altın Palmiye için yarışan son filmi, bu kez küçük bir kıyı kasabasında kötülüğün ve şiddetin toplumdaki izlerini arıyor. Ufak tefek köpek bakıcısı, Dogman Marcello’nun belalı kokainman, eski boksör Simone’ye yakınlığı, sonunda hayatını alt üst ediyor. Başroldeki, oyunculuk eğitimi almamış Marcello Fonte’nin etkisiyle sessiz sinema döneminin efsaneleri Buster Keaton ve Charlie Chaplin’e de gönderme yapan film, Cannes’da Palm Dog ödülünü de kazandı.

Seanslar: 11 Ekim Perşembe 13.30 City’s Nişantaşı, 12 Ekim Cuma 19.00 Beyoğlu, 13 Ekim Cumartesi 11.00 Atlas, 14 Ekim Pazar 21.30 Rexx

OSCAR ADAYI FİLMLER DE PROGRAMDA

Filmekimi’nin programında kendi ülkeleri tarafından Oscar adayı seçilen filmler de var. Belçika’nın adayı, Cannes’dan en iyi ilk filme verilen Altın Kamera dâhil üç ödülle ayrılan, Lukas Dhont imzalı Kız / Gırl, Güney Kore’nin adayı, kült yazar Haruki Murakami’nin öyküsünden sinemaya uyarlanan ve Cannes’da FIPRESCI ödülünü kazanan Şüphe / Burnıng, İzlanda’nın adayı, Kuzey mizahı ve aktivizmi harmanlayan, Benedikt Erlingsson filmi Woman At War, Japonya’nın adayı, yılın izleyiciler tarafından en çok beklenen filmlerinden, Hirokazu Kore-Eda imzalı ve Altın Palmiye ödüllü Arakçılar / Shoplıfters, Lübnan’ın adayı, Cannes Film Festivali’nde Jüri Ödülü’nün sahibi olan, Nadine Labaki imzalı dokunaklı dram Kefernahum / Capernaum programda yer alıyor.

 

KEREM AYAN: FİLMEKİMİ YALNIZCA İZLEYİCİ İÇİN

İstanbul FF gibi bir organizasyon yapıyorken aynı zamanda neden Filmekimi var?
İstanbul Film Festivali hem sinema endüstrisine hem izleyiciye yönelikken Filmekimi neredeyse yalnızca izleyici için düzenlenen bir etkinlik. Sonbaharda başlayan yeni sinema sezonunda gösterilecek kaliteli filmlerden oluşan bir seçki sunuyor. Zaten İstanbul Film Festivali’ni düzenleyen aynı ekip, 38 yıllık deneyimini arkasına alarak hem film programını hem organizasyonu üstleniyor. Böylece Cannes, Locarno ve Venedik gibi festivallerde yer alan filmler erkenden seyirciyle buluşabiliyor. Sundance, Berlin gibi erken festivallerde çıkış yapan, ama stratejik olarak Film festivali’ne hazır olmayan filmleri de bu seçkide bulmak mümkün. Böylece seyirciler öncelikle Cannes ya da Venedik Film Festivallerinde sunulan filmleri görebilmek için aylarca beklemeden izleyebiliyorlar. Üstelik İstanbul Film Festivali’nde 200 film arasında doğru seçimi yapmak için zorlanan seyirci Filmekimi’nde elemeyi çok daha kolay yapabiliyor.

Filmekimi’nin bu seneki programını nasıl belirlediniz?
Cannes ve Venedik’in programı ne kadar güçlü olursa yansımasını Filmekimi’nde görebiliyoruz. Cannes bu yıl programlamada geçtiğimiz yıllara göre farklı kriterlere öncelik verdi; sonuçta ortaya oldukça özgün bir program çıktı. Mike Leigh gibi kariyerini kanıtlamış yönetmenlerin filmlerini değil şöhretten ziyade konusu itibariyle geniş kitlelere seslenebilecek ve neredeyse sosyal sorumluluk projesi gibi nitelendirilebilecek filmleri dâhil ettiler programa. Cannes ana yarışmasındaki neredeyse bütün filmleri ve yan bölümlerin en iyilerini Filmekimi programına aldık. Bunun yanı sıra, Berlin ve Sundance’te oynayan ancak zamanlama ya da dağıtım problemleri yüzünden İstanbul Film Festivali programına alamadığımız çok iyi filmler programda yer alıyor.

Direktörden de okurlarımız için 3 film önerisi alabilir miyiz?
Asako 1 & 2: Sinemaya yeni bir soluk getirdiğini düşündüğüm bu yeni dalga tadındaki Japon filmini seyirciler kaçırmasın derim. Film, hayatının farklı evlerinde aynı fiziki görünümdeki erkeğe âşık olan Asako’nun hikâyesini anlatıyor. İnsanların hayat algılarının, değer yargılarının zaman içinde nasıl değiştiğine dair oldukça özgün bir çalışma.
Kül En Saf Beyazdır: Jia Zhang-ke bir aşk hikâyesinin kadın karakterini odağına alıyor bu sefer, tabii ki her filminde olduğu gibi Çin’in geçirdiği dönüşümü özgün anlatımıyla gözler önüne seriyor. Hiçbir ajitasyona kaçmadan duru ve etkili bir film çıkarmış ortaya, şiddetle tavsiye ediyorum.
Dünya Senin: Gangster komedisi diyebileceğimiz bu filmde oldukça etkili müzikler eşliğinde hareketli ve baş döndüren bir film çıkarmış Romain Gavras. Aynı zamanda kendisiyle ve imajıyla dalga geçen Isabelle Adjani’nin muhteşem geri dönüş filmi olması açısından da benim için yeri ayrı.

 

Etiketler
Daha fazla göster

İlgili enformasyon

Bir cevap yazın

Close

Adblock Detected

Reklam engelleyici devre dışı bırak