KritikManşetMedya

Medyanın intihar ‘süsü’

Son günlerde gerçekleşen intihar olaylarının haberleştirilmesinde kullanılan dil etik açıdan sorunlar barındırarak karşımıza çıkıyor. Söz konusu haberlerde kullanılan betimleyici dil ile yeni intihar vakalarına davet çıkarılırken, olay dramatize ve politize edilerek esas gerçekliğinden de koparılıyor.

Önce İstanbul, ardından Antalya’da gerçekleşen intihar vakaları, bu tür haberlerde kullanılması gereken dili ve yayın standartlarının neler olması gerektiğini yeniden gündeme getirdi. Vakaların dramatize ve politize edilip tüm açıklığıyla betimlenerek haberleştirilmesi, olayı gerçekliğinden koparıyor. Dahası intihar olayları bazı haberlerde meşru bir çözüm yöntemi olarak gösteriliyor. Bütün bunlarla beraber yeni intihar vakalarının da önü açılıyor. Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi‘ne göre “Gazeteci sadece kamuoyunu ilgilendiren politik ya da ünlü kişilerin intiharı ile kriminal öneme sahip intihar vakalarını haber yapabilir. Bu tür istisnai durumlarda bile intiharın yöntemine ilişkin özendirici ve öğretici ayrıntılara yer verilmemeli, intihara ilişkin fotoğraf ve görsel malzeme ile intihar mesajı kullanılmamalıdır.” Ancak sosyal medya ve dijitalleşmenin etkisiyle son dakika habercilik ve tıklanma kaygısı yayıncıların “istisnai” durumları ihlal etmesine neden oluyor.

MEDYADAKİ TEMSİL, İNTİHAR OLAYLARINI ARTIRABİLİR

Medyada yer alan intihar haberlerinin intihar oranlarında bir artışa neden olup olmadığı her zaman tartışılan bir konu. Ancak bu alanda yapılan bütün araştırmalar ve gözlemler gösteriyor ki medyada yer alan intihar haberleri bu vakaların artışına yol açıyor. Konuyla ilgili olarak Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Mehmet Yumru, “Medyada intihar haberlerinin veriliş biçimine dikkat edilmediği zaman intihar girişimlerinin arttığını gösteren çok sayıda örnek bulunmaktadır” uyarısını yapmıştı. Yine birçok psikiyatri uzmanı, haberlerde intihar yönteminin detaylandırılmaması ve özendirici bir dil kullanılmaması gerektiğine dikkat çekiyor. Ayrıca sadece bir haber üzerinden değil, eğlence amaçlı sunulan medya enformasyonlarındaki intihar görüntüleri de intihar olaylarının artışına neden oluyor. Bunun en güncel örneği ise ABD’de yaşandı. 13 Reasons Why adlı Netflix dizisinde 13 yaşındaki karakterin intiharının gösterildiği ilk bölümün ardından ABD’de 10-17 yaş arası intihar vakalarında yüzde 28.9’luk bir artış kaydedildi.

İNTİHAR “CESUR BİR DAVRANIŞ” DEĞİL

Protesto amaçlı gerçekleşen intihar olaylarında gazetecilerin dikkat etmesi gereken konular var. Onlardan biri bu eylemin “cesur bir davranış” olarak gösterilmemesi veya romantik bir dille sunulmaması. Dünya Sağlık Örgütü intihar haberlerinde uyulması gereken kuralları sıralarken bunu da vurguluyor: “Haberde ölme kararında rol oynayan psikososyal nedenler aydınlatılmalı, altta yatan bir psikiyatrik hastalık varsa belirtilmelidir. İntihar, cesur bir davranış olarak sunulmamalıdır. Haber ilk sayfalarda, resimli, renkli ve intihar yöntemi ayrıntılı verilmemelidir. Olay romantik ve gizemli bir davranış olarak gündeme getirilmemelidir. İntihar bir çözüm yolu olarak gösterilmemelidir. İntihar girişimlerinden sonra meydana gelebilecek ağır bedensel sorunlar – beyin hasarı, felç, vs. – tanımlanmalı ve caydırıcı bir şekilde kullanılmalıdır. Kurbana özenilebilecek nitelikler, dikkat çeken özellikler ve özel bir statü kazandıracak sunumlardan kaçınılmalıdır. Kurbana intihar davranışıyla bir ün kazandırılmamalı, intiharın ün kazanmak için bir yol olduğu mesajı verilmemelidir.”

RTÜKTEN YAYINCILARA UYARI: ÖZENDİRİCİ ETKİ OLUŞTURULMAMALI

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanlığından, yapılan yazılı açıklamada, “birçok medya hizmet sağlayıcının, intihar haberlerine konu vatandaşların hikâyelerini aşırı derecede dramatize ettikleri” belirtilerek, bu haberlerin aktarılmasında kullanılan dile azami itina gösterilmesi gerektiği bildirildi. Birçok medya hizmet sağlayıcının, intihar haberlerine konu vatandaşların hayat hikâyelerini farklı fotoğraflar kullanmak suretiyle kamusal yayıncılık anlayışına uygun olmayan bir şekilde aşırı derecede dramatize ettikleri ifade edilen açıklamada, “Toplumun geneli tarafından ailece takip edilen bültenlerde, bu haberlerin aktarılmasında kullanılan dile azami itina gösterilmeli, konunun hassasiyeti göz önüne alınarak kullanılan kelimeler özenle seçilmelidir. Kişilerin yaşadıkları çeşitli problemler karşısında şiddet eğilimlerinin artması, kendilerine veya çevresinde bulunan başkalarına zarar vermeleri normalleştirilerek izleyiciye aktarılmamalıdır.” uyarısında bulunuldu.

Açıklamada, basın ve yayın alanını düzenleyen ilgili kanun hükümlerine riayet etmenin bir zorunluluk olduğuna dikkat çekilerek, 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesi ve Basın Kanunu’nun 20. maddesinde bu konuda açık hükümlerin bulunduğu hatırlatıldı. Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nde de bu olaylar hakkında “haber çerçevesini aşan, okuyucu veya izleyiciyi etki altında bırakacak nitelikte ve genişlikte yayın yapılmamalıdır.” ifadelerinin yer aldığı açıklamada, son dönemlerde ilgili yasalara ve basın meslek örgütlerinin bildirgelerine uyulmadığının görüldüğü kaydedildi.

İNTİHAR ÇÖZÜM YÖNTEMİ GİBİ GÖSTERİLMEMELİ

RTÜK’ün açıklamasında, yayıncıların azami dikkat göstermeleri gereken hususlara ilişkin şunlar aktarıldı: “İntihar ve şiddet eylemleriyle ilgili haberlerin olayın yöntemi açıkça belirtilerek sıkça, uzun süre ve kurgusal betimlemeyle verilmesinin özendirici etki oluşturabileceği unutulmamalıdır. Bu haberler, izlenme oranını artırmak ya da dikkat çekmek amacıyla kullanılmamalıdır. Haberlerin etkisi, görüntü tekrarı, müzik ve ses efektleri yapılarak abartılmamalıdır. Haberde, bu tarz eylemleri çözüm yöntemi gibi gösteren, öven, haklı ya da meşru gösteren ifadeler ve görüntüler kullanılmamalıdır. Toplumsal şiddet olaylarını haberlere konu ederken, gerilimi artıracak nitelikteki görüntü, yorum ve ifadelerden kaçınılmalıdır. Haberlerde, bahse konu vakalara sebep olan depresyon ya da madde bağımlılığı gibi rahatsızlıkların tedavisinin olduğu özellikle vurgulanmalıdır. Haberlerde, insanların kendilerine zarar verme girişimlerinin kalıcı sakatlıklara, ağır bedensel hasarlara ve felç gibi rahatsızlıklara yol açacağı hatırlatılmalıdır.”

ÇALIŞTAY DÜZENLENECEK

RTÜK’ün yakın dönemde bu doğrultuda önemli bir çalıştayı hayata geçireceği bildirilen açıklamada, “Ekranlardan şiddet görüntülerini temizleme hususunda kararlı olan RTÜK, denetleme vazifesinden önce düzenleme görevini ön plana çıkararak yayınlarda karşılaşılan sorunların çözümü amacıyla paydaşlarıyla istişarelerde bulunacaktır. Sözkonusu çalıştay, sadece yayıncılar ve görsel-işitsel medya organlarının haber dairesi sorumlularını değil toplumsal bir sorun olan şiddet konusunda akademik uzmanlığı bulunan seçkin psikolog, sosyolog ve akademisyenleri bir araya getirecektir.” denildi.

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ: AYRINTIDAN SAKINILMALI

DSÖ’nün intihar haberlerinin medyada yer alması ile ilgili kuralları şöyle sıralıyor:

  • İntihar, haberlerde cesur bir davranış olarak sunulmamalı. Haber ilk sayfalarda, resimli, renkli ve intihar yöntemi ayrıntılı verilmemelidir.
  • İntihar bir çözüm yolu olarak gösterilmemelidir.
  • İntiharlar bir problem çözümü olarak sunulmamalıdır. Çeşitli başka etkili çözüm yolları olduğu, bunlara ulaşamama durumunda bu sonucun ortaya çıktığı belirtilmelidir.
  • Kurbana bazı özenilebilecek nitelikler, dikkat çeken özellikler ve bir özel statü kazandıracak sunumlardan kaçınılmalıdır.
  • Haberlerde bireylerin intihar düşünceleriyle baş etmelerine yardımcı olabilecek kurumlar, tedavi seçenekleri hakkında bilgi verilmelidir.
  • Tercihen yalnızca ölümle sonuçlanan intihar davranışı haber yapılmalı ve haber kısa, resimsiz, intihar yöntemi bildirilmeden verilmelidir.
  • Nasıl intihar edilebileceğini gösteren ayrıntılı intihar haberlerinden sakınılmalıdır.
  • Olay hiçbir şekilde geniş ve tekrarlayan biçimde haberleştirilmemelidir.
  • Lokal medya ve sağlık kurumları arası sürekli bir diyalog sağlanmalıdır.

BBC YAYIN İLKELERİ KILAVUZU: ÖVEN İÇERİKLERDEN KAÇINILMALI

Dünya medyasında da intihar haberleri konusunda benzer standartlar uygulanıyor. Örneğin İngiliz kamu yayıncısı BBC’nin Yayın İlkeleri Kılavuzu intiharı, şiddet içeren diğer vakalarla birlikte saydıktan sonra şöyle diyor: “Editoryal açıdan haklı gerekçeleri olmadıkça, tekil programların ve yayın akışı içinde birlikte düşünülebilecek programların, şiddeti, tehlikeli ya da ciddi anti-sosyal davranışları, ya da başkalarını o tür davranışlara teşvik edebilecek unsurları onaylayan ya da öven malzeme içermemesini sağlamak için özen göstermeliyiz.” Kılavuzun “intihar, intihar girişimi ve kendini yaralama” alt başlıklı bölümünde ise şu ifadeler kullanılıyor: “İntihar, intihar girişimi ya da kendini yaralama sahnelerine, ister piyeslerde, isterse aktüel programlarda olsun, büyük bir duyarlılıkla yaklaşılmalıdır. Kullanılan yöntemleri fazla ayrıntılı anlatmak ya da göstermekten özenle kaçınılmalıdır. Yapımcılar bu tür davranışları savunmasız kişilere çekici hale getirme tehlikesinin de bilincinde olmalıdırlar. İntihar, intihar girişimi ya da kendini yaralama olaylarının yayında ya da internette duyurulması da, kurgusal olarak betimlenmesi de başkalarını aynı şeyleri yapmaya teşvik edebilir. İntihar (İngiltere’de) 1961 yılında suç olmaktan çıkarılmış, o tarihten bu yana, intihar ‘suçunu’ çağrıştıracak deyişler (‘commit suicide’) bazılarını rahatsız edegelmiştir; ‘canına kıymak’ ya da ‘kendini öldürmek’ yeğlenebilecek seçeneklerdir. Yayınlarımızda bu konuları ele aldığımızda bir yardım hattı numarası ya da diğer destek unsurların yer vermeyi düşünmemiz gerekir.”

Etiketler
Daha fazla göster

İlgili enformasyon

Bir cevap yazın

Close

Adblock Detected

Reklam engelleyici devre dışı bırak