SöyleşiToplum

Bölünmüş zihinler üzerine

Prof. Dr. Medaim Yanık ile yeni kitabı “Bölünmüş Zihinler: Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu’nun Tanı ve Tedavisi” hakkında konuştuk. Kitabının içeriğindeki çoklu kişilik bozukluğu konusunun kendisi için bir sosyal sorumluluk olduğunu söyleyen Prof. Yanık, kitabının aynı zamanda sektör için bir tedavi rehberi olduğunu belirtiyor.

İbn-i Haldun Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Medaim Yanık, “Bölünmüş Zihinler: Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu’nun Tanı ve Tedavisi” adında çok dikkat çeken bir kitap çıkardı. Özellikle bu konuyla birlikte evlilik psikolojisi üzerine de çalışmalar yapan profesör söz konusu hastalığı “Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu (DKB) psikiyatrik bir rahatsızlık olup, çocukluk döneminde yaşanan travmatik yaşantılara karşı zihnin bölünmesi sonucunda oluşur. Zihin; benlik ve kimlik algımızı üreten, beyin işlevselliğinden kaynaklanan organizasyondur.” şeklinde açıklıyor. Bu kitabı tıp sektörü için bir tedavi rehberi niteliği kazandığını söyleyen Prof. Yanık ayrıca çoklu kişilik bozukluğunun sonradan oluşan bir durum olduğuna ve bunun doğaüstü veya dini şeylerle açıklanmasının yanlış olduğuna dikkat çekiyor.

BENİM İÇİN SOSYAL SORUMLULUK MESELESİ

Neden böyle bir konu hakkında bir kitap yazmak istediniz? Kitabınızı ne kadar süre içinde tamamladınız?
Bölünmüş Zihinler kitabımı yazmak benim için bir sosyal sorumluluk meselesi. Bir rahatsızlığın tedavi sürecini bu kadar açık ve rehber metin şekilde yazılması az görülen bir durumdur. Bu rahatsızlığı yaşayan insanlarımızın acı çektiği kanaatindeyim. Bu acıya bu rahatsızlığın tedavisini bilen beş on kişi ile karşılık vermeyiz. Bize yüzlerce DKB terapisti lazım. Kitabı DKB terapisti yetiştirmek için yazdım. Memleketimizin halk sağlığı sorunlarından birinin çözümüne katkı sağlamak beni mutlu eder.

Dissosiyatif KB genel tanımı nedir ve neden halk sağlığı sorunu olarak adlandırılır?
Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu (DKB) psikiyatrik bir rahatsızlık olup, çocukluk döneminde yaşanan travmatik yaşantılara karşı zihnin bölünmesi sonucunda oluşur. Zihin; benlik ve kimlik algımızı üreten, beyin işlevselliğinden kaynaklanan organizasyondur.  Normalde zihin tekil ve bütüncüldür. Zihin bölündüğünde; kendi otonomisine sahip, bu sebeple de kendi kimlik algısı olan ayrı zihinler oluşur. İşte bu ayrı zihinler kendi aralarında konuşabilir, bedeni kontrol edebilir, kendi hafızası ve varoluş fonksiyonunu gündelik hayata yansıtabilir. Bu sebeple de DKB’si olan kişiler kafalarının içinde kendileriyle konuşan sesler duyarlar. Farklı zihinlerin aktivasyonuna bağlı olarak ruh halleri arasında hızlı geçişler olur.

DKB kişinin hayatını birçok açıdan bozar. Hafızanın sürekliliği bozulur. Kişinin öğrenme süreci etkilenir ve akademik başarısı düşer. Duygu yönetimi bozulduğundan dolayı insan ilişkileri bozulur. Gerçek dünyada yaşamaktansa zihinsel iç dünyada yaşamaya bağlı iş hayatı bozulur. İşlenmemiş ve üstesinden gelinmemiş travmatik yaşantılardan dolayı kişi kaygı ve depresif belirtileri yaşar. Zihinsel bölünmenin doğal sonucu olarak zaman ve mekâna farkındalık bozulur.

KİTABIM TEDAVİ REHBERİ OLDU

Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu neden tanınmıyor?
DKB’nin tanınmamasının en önemli nedeni hem ruh sağlığı hizmeti verenlerde hem de kişiler düzeyinde bu rahatsızlığın en ağır formlarının standart alınmasıdır. Herkes örneğin geçen sezon vizyonda olan “Parçalanmış (Split)” filmindeki gibi vakalar arıyor. Halbuki bu filmdeki gibi vaka DKB hastalarının %1’nde bile görülmüyor. %95 vaka spektrumun hafif ucunda. Ayrıca DKB’nin ruh sağlığı çalışanlarına öğretimi konusunda problemler var. Zaten kitabı da bu boşluğu doldurmak için yazdım. Yıllardır bu hastaların tedavisiyle uğraşıyorum. Ne biliyorsam terapistlerin kullanacağı şekilde yazdım. Bu sebeple de kitabım “tedavi rehberi” gibi oldu.

Bireyin DKB olduğu dışarıdan kolay bir şekilde anlaşılabilir mi?
Dışarıdan anlamak kolay değil ama bu rahatsızlığı yaşayanlar kolayca farkına varabilir. Normalde insanlar muhakeme yaparlar, bir meseleyi zihinlerinde gözden geçirirler, zihinsel prova yapabilirler fakat kafalarında karşılıklı diyalog yaşamazlar. Normalde zihnimiz içinde bizimle konuşan, eleştiren veya destekleyen diyaloglar yaşamayız. Halbuki DKB yaşayanlar zihinlerinde iç konuşma duyarlar. Bir de sanki içlerinde birden fazla kişilikleri varmış hissini yaşarlar.

SONRADAN OLUŞAN BİR HASTALIK

DKB doğuştan mı yoksa sonradan mı oluşur?
DKB sonradan oluşan bir rahatsızlıktır. Travmatik yaşantılar olmadan kimse DKB olmaz. Bir de zihinsel bölünmeye yatkınlık meselesi var. Bazı kişiler zihinsel bölünmeye daha yatkın bazıları değil. İşte çocukluktaki bu travmatik yaşantılarla, zihinsel bölünmeye yatkınlık meselesi bir araya gelerek DKB halini oluşturuyor. DKB oluşumuna sebep olan travmatik yaşantıların üç ayrı tipi vardır. Birinci tipte bizzat çocuğa cinsel olarak dokunulur, dövülür veya sürekli aşağılanır. İkinci tipte, çocuğun yetişme şartları problemlidir. Örneğin ailede kavga ve huzursuzluk vardır. Veya çocuk yalnız başına kalmıştır. Üçüncü tipte ise çocuk erken dönemde bir fiziksel hastalık yaşamış, ameliyat olmuştur.

Dissosiyatif KB’nda kalıcı tedavi mümkün mü?
DKB psikiyatrik rahatsızlıklar içinde tam tedavi edilebilen rahatsızlıkların en önde gelenlerinden biridir. İlaçlarla tedavi edilemez. Temel tedavisi psikoterapidir. Kitabım boyunca tedavi sürecini ayrıntılı anlattım. Tedavisinin kabaca üç ayrı aşaması vardır. İlk aşamada; tanı konur, ayrışmış zihinlerden oluşan ayrı kimlikler (alter) tanınır, alter etkinliklerinden kaynaklanan belirtiler kontrol altına alınmaya çalışılır. İkinci aşamada, zihni bölen travmatik yaşantılar ele alınır. Üçüncü aşama ise ayrı zihinlerin bir araya getirilerek entegre edilmesinden oluşur.

DOĞAÜSTÜ BİR DURUM YOK

Dissosiyatif KB’nun din veya doğaüstü şeylerle ilişkisi nedir?
DKB zihnin sınırları içinde olan bir mesele olup doğaüstü bir mesele değildir. Ne yazık ki halk düzeyinde ruhsal rahatsızlıkların Cin ve Şeytan etkisiyle olduğuna dair açıklamalar gündelik hayatta etkilidir. Halbuki İslam medeniyeti boyunca ruhsal rahatsızlıklar bedenin hastalıkları içinde sınıflanmıştır. İslam hekimleri karaciğer hastalığını nasıl ele almışlarsa depresyonu da o şekilde ele almışlardır. Piyasada içinde cin var denilen vakaların büyük çoğunluğu DKB hastalarıdır. Şizofreni hastalığını cinle izah edip, cin tedavisi yapılmasının modası geçti. ‘Cinci hocalar’ şizofreni hastalarına etki edemediklerini anladılar. Bu sebeple şizofreni hastalarına “bu doktorluk” diyorlar. Ama DKB hastaları teorilerini doğrulamaya uygun. Kişinin içinde kendisiyle konuşan sesler var. Hatta bu seslerin bir kısmı kendisinin cin olduğunu da söyleyebiliyor. Halbuki ayrışmış bir zihin organizasyonundan başka bir şey değil. O cin alterle çocuk alterle konuştuğun gibi konuşup zihne entegre edebiliyoruz. Net olarak söylüyorum ki, DKB hastalığında doğa üstü bir durum yok. Zaten böyle bir açıklama içinde olmak bizim medeniyet kodlarımıza aykırı.

Danışanlar genelde size nasıl başvuruyor? Bilinçli mi yoksa aile tarafından mı?
DKB tanısı ortalama 8 yıl gecikme ile tanı konulabiliyor. Bu gecikmenin nedeni rahatsızlığın tanınmaması. Kafa içinde konuşan sesler psikotik belirti sanılarak uzun süre antipsikotik ilaçlar alıyorlar. İkinci sık yanlış tanı ve etkisiz tedavi Sınırda Kişilik Bozukluğu (Borderline) denilerek ama alter kimlikleri dikkate alınmadan sürdürülen psikoterapilerden geliyor. DKB hastaları yaşadıklarının aileleri ve psikiyatr/psikologlar tarafından anlaşılmadığı hissini sıklıkla yaşıyorlar. DKB tanısı konup, rahatsızlık modeli anlatıldığında bir aydınlanma yaşıyorlar. Olup bitenlerin bir anda açık hale gelmesinin şaşkınlığını yaşıyorlar.

Etiketler
Daha fazla göster

İlgili enformasyon

Bir cevap yazın

Okumaya devam et

Close
Close

Adblock Detected

Reklam engelleyici devre dışı bırak