HaberManşetToplum

Osmanlı arşivi dünyanın da hafızası

Osmanlı Arşivlerindeki tecrübeli çalışanların ilgisiz alanlara atandığı haberleri endişelere yol açtı. Ancak, Osmanlı Arşivi Daire Başkanı Prof. Dr. Uğur Ünal, spekülasyonları ortadan kaldıracak bir açıklama yaparak tartışmalara son noktayı koydu. Araştırmacılar ve tarihçiler hatadan dönülmüş olmasından memnun.

Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildikten sonra Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı adını aldı. Burada çalışan 300’e yakın deneyimli personel ise istihdam fazlası olarak değerlendirilip mesleğiyle ilgisiz kurumlara atanmıştı.  Yaşanan bu olaya tepkilerin ardından karar durduruldu. Bu arşiv adeta tarihimizin hafızası konumunda. Dolayısıyla oldukça önemli. Bu önemi Türk Arşivciler Derneği Yüksel Acar, Tarihçi-Yazar Zekeriya Kurşun ve Yazar Prof. Dr. Mustafa Budak ile konuştuk. Uzmanlar yaşanan atanma olayını bir talihsizlik olarak tanımlarken, arşivin devletin hafızası olduğuna ve sadece Osmanlı ya da Türk tarihi için değil dünya tarihinin yazımı için de önemli bir kaynak olduğuna dikkat çekiyor.

DÜNYA TARİHİNİN YAZIMI İÇİN OSMANLI ARŞİVİ BİR İHTİYAÇ

Tarihçi ve Yazar Zekeriya Kurşun, Osmanlı Arşivleri’nin özelikle Osmanlı tarihi ve Osmanlı devleti sonrası eski topraklarında kurulan devletlerin tamamının tarihlerinin yazımı için yegâne bir kaynak olduğunu söylüyor. “Ayrıca arşivde Osmanlı Medeniyeti’nin siyasi, askeri, ilmi, sosyal ve hayatın her veçhesini ilgilendiren belgelerin bulunması hasebiyle de hem Türk tarihi hem de İslam tarihi için vazgeçilmez arşivlerin başında gelmektedir.” diyen Kurşun, dünya tarihinin yazılması için de Osmanlı arşivlerine ihtiyaç olduğu fikrinin tarihçilerin ortak kanaati olduğuna dikkat çekiyor ve ekliyor: “Nitekim son yıllarda dünyada pek çok araştırmacı bu konuda eserler vermeye başlamıştır. Bu konuda zaten yüzlerce makale yazılmıştır ve Osmanlı arşivlerinin ehemmiyetini anlatmaya gerek yoktur. Zaten arşivin malzemesi yerinde durmakta ve araştırmacılara açıktır.” Kurşun, arşiv konusunda yaşanan güncel olaylarla ilgili ise şunları söylüyor: “Bugün tartışılan konu Türkiye Cumhuriyetinin yarattığı bir markanın yani “Osmanlı Arşivleri” isminin korunup korunamayacağı meselesidir. Biz tarihçiler bu ismin korunmasında ısrarcıyız. Bu hem geçmiş birikimin sürekliliğini sağlayacak ve hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin Osmanlı Devleti’nin bir devamı olduğu tezini kanıtlayacaktır. Son yapılan açıklamalar bu yönde bir düzeltmenin yapılacağını memnuniyetle öğrenmiş bulunmaktayız. Gelişmeleri takip ediyoruz.”

ARŞİVLEME SÜREKLİ YÖNTEM DEĞİŞTİRİLECEK BİR İŞ DEĞİL

Zekeriya Kurşun tasnif edilmeyi bekleyen milyonlarca evrakın durumu hakkında ise şunları dile getiriyor: “Osmanlı Arşivlerinde 1986 yılından itibaren çok ciddi çalışmalar yapılmış ve arşivler gelişen teknolojiye uygun bir şekilde tasnif, kataloglama ve araştırmacıya sunumu gerçekleştirmişlerdir. Bundan sonra beklenenin bunun güncelleştirilerek daha iyi bir seviye taşınmasıdır. Arşiv işi aceleye getirilecek ve sürekli yöntem değiştirilecek bir iş değildir. Arşiv bugüne kadar biriktirdiği bilgi birikimini ve tecrübesini kullanmayı sürdürürse tasnifi bekleyen milyonlarca belge de peyderpey araştırmacıların himmetine sunulmuş olacaktır. Ancak tecrübeden geçmiş birikim ve o birikime sahip personelden istifade etmeden bunun yapılması mümkün değildir.”

ARŞİV 95 MİLYON EVRAKI KAPSIYOR

Türk Arşivciler Derneği Başkanı Yüksel Acar, Osmanlı arşivlerinin 600 yıl boyunca devletin aldığı kararlar, padişahların iradeleri herhangi bir konuda verilen fermanlar, beratlar, yeni fethedilen yerlerin kayıtları, tapu kayıtları, muhasebe kayıtları, mahkeme kayıtları, nüfus bilgileri ve günlük hayata dair milyonlarca evraka sahip bir arşiv olduğunu ve yaklaşık 400.000 defteri ve 95 milyon evrakı ihtiva ettiğini söylüyor. “Hocalarımızın deyimiyle İslam medeniyetinin tek arşividir çünkü bugün varlığını sürdüren 40’ın üzerinde devletin arşivi Osmanlı arşividir. Arşivler bir milletin ve devletin hukuki varlığının delilidir. Bu nedenle büyük öneme sahiptir.” diyen Acar, arşivlerin milletlerin hafızası konumunda olduğunun altını çiziyor ve ekliyor: “Öyle ki Sultan Üçüncü Mustafa devrine ait bir ferman bu konudaki titizliği çok net gözler önüne sermektedir. Padişah fermanında, bu defterlerin devletin hazinesi mertebesinde olduğunu, tek bir harfine bile zarar gelmesi durumunda hesabını kimsenin veremeyeceğini ifade etmiştir. Yine aynı bilinçle 1846 yılında Hazine-İ Evrak Nezareti özellikle bakanlık seviyesinde kurulmuştur.”

ARŞİVCİLİK FEDAKÂRLIK İSTEYEN BİR MESLEKTİR

Bugün 52 milyon belgenin tasnifinin tamamlandığı söyleyen Acar, tasnifi tamamlanmamış evrakların tasnif edilme çalışmalarının yürütüldüğünü ifade ediyor. Arşivciliğin fedakârlık isteyen bir meslek olduğunu belirten Acar, özellikle geçmiş zamanlarda yetersiz fiziki ortamlarda ve çok zor şartlar altında arşivleme çalışmalarının yürütüldüğüne dikkat çekiyor ve ekliyor: “Yeni arşiv binasının yapımıyla mekân problemleri halledilmiş dijitalleştirme işlemleri hız kazanmıştır. Bu durumda araştırmacıların faydalandığı belge sayılarında muazzam bir artış olmuş, tarih araştırmacıları çok daha fazla belgeye ulaşma imkânı bulmuşlardır. Tarih yazımındaki en önemli dayanaklar bu belgelerin varlığıdır. Kıbrıs’taki Türk varlığı, kişilerin mal varlıklarının hukuki delilleri, Osmanlı coğrafyasında yaşayan insanların hangi şartlarda ne şekilde yaşadıkları, mübadele evrakları, bölgelerin sosyo-ekonomik durumları, gündelik hayata varıncaya değin arşivlerdeki belgelerde yer almaktadır o yüzden belgelerin tasnifi aynı özen ve aynı dikkatle devam ettirilmelidir.”

SADECE BİZİM DEĞİL ULUSLARARASI BİR ARŞİV

Yazar-Prof. Dr. Mustafa Budak ise arşivin Türk tarihinin önemli bir devresini aydınlattığını söylüyor ve ekliyor: “Aynı zamanda, Osmanlı Devleti’nin Asya-Avrupa-Afrika gibi üç kıtada hüküm sürmüş bir devlet olduğu da dikkate alındığında söz konusu Osmanlı coğrafyasında bugün mevcut 40’ı aşkın devletin de arşividir. Bunun anlamı, ünlü tarihçimiz Halil İnalcık’ın dediği gibi ‘Osmanlı Arşivi olmadan bu devletlerin tarihi yazılamaz.’ demektir. Gerçekten söz konusu devletler, günümüzde kendi milli tarihlerini yeniden yazmaya çalışmaktadırlar. Bu aşamada, adı geçen devletlerin arşiv anlamında ilk başvuracakları yer, Başbakanlık Osmanlı Arşivi’dir. Mesela, Cezayir iyi bir örnektir. Cezayirliler, Fransız işgal dönemini kendi tarihleri içinde ‘arızî bir dönem’ olarak görmekte ve Osmanlı dönemini ise millî tarihlerinin başlangıcı olarak kabul etmektedirler. Görüldüğü gibi Başbakanlık Osmanlı Arşivi, sadece bizim kendi millî arşivimiz değildir ve bir milletlerarası arşivdir. Ayrıca,  Osmanlı Arşivi belgeleri, çeşitli milletlerarası ve şahıs hukuku davalarında da hukukî geçerliliğe sahiptir.”

ÜLKELERİN TARİHİNİ ANLAMAK OSMANLI TARİHİNDEN GEÇİYOR

Bugün Osmanlı Devleti’nin mirası üzerinde otuzu aşkın devlet hüküm sürmektedir. Bu devletlerin en az 500 yıllık tarihlerinin ana kaynakları Osmanlı Devleti arşivlerinde bulunmaktadır. Budak, bu arşivlerin Akdeniz ve Avrupa ülkeleri tarihi için birinci derecede önemli arşivler olduğunu söylüyor. “Bilhassa sosyal, iktisadi, idari, nüfus ve benzeri konulardaki araştırmaların önem kazandığı çağımızda bu arşivler, oldukça zengin tarih kaynaklarını muhafaza etmektedirler.” şeklinde konuşan Budak, bu belgelerden Osmanlı Devleti’nin siyasi, iktisadi, içtimai ve benzeri konulardaki portresini çıkarmanın mümkün olduğunu dile getiriyor ve ekliyor: “Adı geçen bölge ülkelerinden özellikle Ortadoğu Müslüman ülkelerinde ve Balkan devletlerinde Osmanlı dönemine ait vesikalar bulunmakla beraber, bunların asıl kaynakları Osmanlı arşivlerinde bulunmaktadır. Arşiv belgelerinin asıllarına ve yeteri kadarına ulaşmadan kâmil bir araştırma yapmak mümkün olmadığından diğer bölgelerdeki Osmanlı dönemine ait belgeler de Türkiye’deki Osmanlı arşivleri ile birlikte ele alındığında daha bir önem kazanmaktadır. Bu bakımdan, Osmanlı arşivlerini incelemeden adı geçen ülkelerdeki devletlerin tarihlerini tam anlamı ile yazabilmek mümkün değildir.”

Etiketler
Daha fazla göster

İlgili enformasyon

Bir cevap yazın

Close

Adblock Detected

Reklam engelleyici devre dışı bırak